Gönderi

6/10
·178 syf.··
Beğendi
·
2023 55. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 22:11
1977 yılına ait ilk baskısı okumanın keyfiyle yazıma başlıyorum. Sinemamızın Kemal Sunal gibi emektar isimleri dışında tamamen mide bulandırıcı yapımlarla rezil olduğu dönemde mesajlarını olduğu gibi veren, yüzü halka dönük bir sanatçının mücadelesinin yansımasıdır bu kitap. Kemal Sunal’ın tek farkı esprilerle ironi yaparak bu mesajları vermesi ve dönem insanlarının ‘İroni’ denilen bu türü anlamaya zekalarının yetmemesi neticesinde sansür görmemesidir. Yılmaz Güney ise mesajını olduğu gibi verir ve siyasi görüşünün de etkisiyle ‘herkesi kominik yapacak bu uzak durun’ saçmalığından dolayı sansüre uğrar. Burada şunu belirteyim. Siyasi olarak değil Zihnî olarak benim görüşüm Milliyetçiliktir. Yılmaz Güney’i oturtmak istedikleri nokta ile benim düşüncemin büyük farkları yoktur. Çünkü benim düşüncemde Milliyetçilik, yaşadığı vatan toprağını kendi canından çok sevmek ve vatanı için çabalamak anlamına gelir. Cebini doldurmak, naralar atmak anlamına gelmez. Ülkem için, ülkemde yaşayan biri için bir karnını doyurmak, birini elinden tutup kaldırmak, uzaklarda kalmış birinin bir kitap fazla okumasını sağlamak gibi basit gözüken şeylerde en ufak bir katkım olursa benden milliyetçisi yoktur. Benim ülke sevgim, ülkem için herhangi bir karşılık beklemeden de bir şeyler yapmaktır. Yılmaz Güney de aynı düşünceyle halka bir şeyler vermek için çabalar. Nasıl? 1975 yılında filmi çekildi bu eserin ve 1977 yılında da hem senaryosu hem de çekim zorlukları ve nelerle uğraştıklarının anlatıldığı bir kitap yayımlandı. Zorluklar ve baskıları da şöyle özetleyelim. Filminin kopyalarının yakılması ve kaçırılması artık basit kalacaktır çünkü seyircilere de baskı yapılmış, tehdit edilmiş, yetmemiş gösterildiği sinemalar bombalanmış. İnsanlar korksun da seyretmesin diye. Hatta araştırmak isteyenler için 17 Nisan 1979’da Bahariye’deki Süreyya Sineması ve bombalanma hikayesini araştırmalarını söyleyebilirim. 1975 yılında filmi çekildi demiştik. 1975 yılında geçen bu olaylarda mahalli idareler ve seçimler, işçi mitingleri ve sendika destekli grev faaliyetleri konu edinir. Cem Karaca’nın 1 Mayıs şarkısı da tıpkı bu filmin kitabı gibi 1977’de de yayımlanmıştır. Bir grup gençler de bu işin sloganları için mücadele ederler. Haliyle zıt görüşlü gruplarla ve polisle de ters düşmektedirler. Bu gençlerden 3 tanesinin yaşamı da aynı zamanda gözler önüne serilir. Akif ve Binali en çok öne çıkan karakterler olsa da Zeynep karakteriyle birlikte aslında yazarın da Yeşilçam etkisinde kaldığı gözlemlenir. Bunu da şöyle değerlendiriyorum: Önce hayır seni istemiyorum çık hayatımdan, sonra sen hayatımda olmazsan bayılacakmışım gibi tanımlayabilirim. Maalesef tam bir Yeşilçam Dramı var burada da. Şöyle bir filmi de ekleyelim: youtube.com/watch?v=cAbwACm... Yılmaz Güney seyretmeyenler için önce eserlerini okumanızı (ben yardımcı olurum) sonra filmlerini seyretmenizi tavsiye ederim. Hikayesini bildiğinizde daha anlamlı gelecektir. Hepimize iyi okumalar dilerim..
Birgün MutlakaYılmaz Güney · Güney Yayıncılık · 197754 okunma
·
231 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.