Puan vermedi·56 syf.····Okunma: 09 Mart 2023 17:35 SPOILER İÇERİR
Bedrettin Tuncel böyle başlamış girişe. Shakespeare'in Kral Lear'ını yarım bıraktıktan sonra Kral Oidipus'a başlarken bitireceğimi düşünmemiştim, Kral Lear'dan daha akıcıydı ve onun kadar uzun olmadığı için gözümde de büyümedi sanırım.
Hasan Ali Yücel'in birçok kitabında ya da hepsinde, eser başlamadan önce çevirmenin bir bölümü oluyor. Başka bir yorumda görmüştüm, yayının bu durumu eseri merak edenler için hoş olmuyor diyordu ki bu fikre katılıyorum. İncelemelere bakıyorsanız bunu zaten biliyorsunuzdur ya da merak etmiyorsunuzdur herhalde. Ne olacağını bu küçük bölümden öğrendiğim için eser boyunca karakterlerin ikinci ihtimali düşündükleri birçok yerde "Hayır öyle değil!" diye yükseldim, bu da biraz keyif verdi açıkçası. Klasiklerden okumaya başlamak adına mitolojiyle ilgilenen benim için iyi bir başlangıçtı. Nasıl olduğunu anlamadığım bir iki nokta var: Oidipus bebekken "bileklerinden delinip ayaklarından bağlanmış". Bu olaydan sonra nasıl iyileşmiş onu anlamadım. Bahsedilmemiş de zaten. İokaste eşi öldükten sonra hemen evlenmiş ve evlendiği adamın bileklerinde izi kalacak yaralarını fark etmemiş, Oidipus'un kaderi böyle yazılmış, çocukları genetik açıdan -en azından fenotipik açıdan- normal görünmüş ki onlarla ilgili bir detay yok... Benim inanışımda ders alınması ya da görenlerin ders alması gerektiği inancı var ama Yunan tragedyalarında bu durum altı çizilerek söylenmemiş de olabilir, böyle bir amaçları olmayadabilir.
Özellikle finaline doğru ortamdaki gergin hava ve ne olduğunun anlaşılması için oluşan stres, kaygılı biri olan ben için iyi bir düzeyde ve eğlenceliydi.