8/10
·72 syf.··
2023 1. kitabı
Kitapta katibin tercihleri okuyucular tarafından sıklıkla birçok felsefi akıma, pasif direnişe dayandırılarak yorumlanmıştır. Bense meseleye daha farklı bir biçimde yaklaşılması gerektiği, tercih kavramının felsefik bir zemine oturtulmadan da yorumlanabileceği kanısındayım. Varoluşumuzdan bugüne kadar yaşadığımız hayat tümüyle tercihler üzerine kuruludur. Bu tercihlerin bir kısmı kişinin kendi elinde olup, iradesi doğrultusunda sonuç doğurarak olgulara dönüştüğü gibi; bir kısmı da toplumsal "dayatmalar" ile ortaya çıkarak yüksek idarelerin iradelerinden hayat bulur. Tercih etmek ve etmemek üzerine alınan kararlar insanoğlunun varlığını günümüze dek mümkün kılmıştır. Bu zıtlık öylesine normal ve gereklidir ki hayatın olağan düzeni içinde standart yaşam koşullarını bu zıtlıkların birbirleriyle etkileşimi belirlemiştir. İşte bu tercih etme/etmeme çatışmasında kendi tercihinin arkasında durabilenin iradesi, bugün algımızdaki asgari yaşam şeklini meydana getirmiştir. Tercihte bulunmak en temel, en ilkel dürtülerimizden birisidir. İlk insanlar hayatlarını idame ettirmeye çalışırken tercihlerindeki yönlendirici güç ne olmuş olabilir? Bu insanlar bir aile, toplum, yönetim baskısı ile karşılaşmadan sadece hayatta kalabilmek için seçimlerde bulunmuşlardır ve tercihlerine engel olabilecek bir yargılama gücü tarafından yönlendirilmemişlerdir. Bu sebeple tercihin iyisini, kötüsünü, mantıklısını, mantıksızını tartışmak yersizdir. Tercih tercihtir ve insanoğlu "doğru" tercihleri kadar "yanlış" tercihleriyle de bugünlere gelebilmiştir. Tabi söz konusu durum günümüz koşullarında iradi bir seçenek olmaktan çıkarak daha mekanik bir hale evrilmiştir. Tercih etmemeyi olumsuz bir tavır gibi, pasif direniş gibi görmek biraz da yorum meselesidir. Yapmamak da bir tercihtir ve bunu yanlış, kusurlu, negatif bir davranış olarak görmek, yapmamayı tercih ettiğimiz meselenin belki de yüzyıllar boyunca yapılması gereken bir işmişcesine aklımıza kazınmasıyla, bu algının zihnimizde bu şekilde yer edinip "normalleşmesiyle" alakalı bir durumdur. Örneğin farklı bir düzende aslında avukatın Bartleby'nin beyanını tercih etmiyor olduğunu yorumlamak da mümkün değil midir? Bugün yapmayı tercih edeceğimiz şeyleri "yapamayarak" veya yapmamayı tercih edeceğimiz şeyleri "yapmak zorunda kalarak" gerçekten kendi hayatımızı yaşadığımızı söyleyebilir miyiz? Kendimize ait tercihler doğrultusunda yaşa(ya)madığımız bu hayatta, Bartleby'nin davranışlarından ziyade avukatın davranışını bir direniş olarak değerlendirmek daha doğru olmaz mı? Avukatın Bartleby için "belki de Bartleby benim dünyadaki sınavım" şeklinde düşünecek raddeye gelmesi, Bartleby tercih etmeme iradesinin sonuna kadar arkasındayken avukatın kendi tercihlerinden emin olamaması bu çatışmadan Bartleby'nin tercih iradesinin galip ayrıldığını bizlere göstermez mi? 50 sayfalık bu kısacık, ufuk açan, dopdolu hikayeden her okuyanın farklı sonuçlar çıkarabilmesi mümkün. Çok keyif alarak okudum, gerçekten aydınlatıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.