·104 syf.····Okunma: 11 Mart 2023 12:12 Yurtdışına çıkmış herkesin az çok kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap. Özellikle kitabın başlarında İngiltere'ye ilk gittiğinde karşılaştığı Türkle ilgili anısını anlatırken duygulandım. Başka ülkede memleketlisini bulunca öz kardeşine kavuşmuş gibi oluyor insan. Gerçek tecrübeler anlatıldığı için insana daha fazla sirayet ediyor.
Ancak kitabın pek hoşlanmadığım bir yanı da vardı. Türkiye'yi fazla kötüleyen bir kitap. Cidden bu kadar kötü mü? Sanmıyorum. Kötülüğü olduğu kadar iyiliği de var. Ancak İngiltere'ye henüz hiç gitmediğim için kıyaslama yapamayacağım tabi ki. Kültürümüzün bazı yanları benim de sinirlerimi hoplatsa da bazen aynı sebepler bizim en güçlü yanlarımız haline de gelebiliyor. Ne yaparsak yapalım fazla toplumcu bir kültürümüz var. Birbirimize karışmadan, burnunu sokmadan, kırmadan, eleştirmeden duramıyoruz. Ama birimize bir şey olsa hemen koşturan, gerektiğinde varını yoğunu feda eden de yine bizleriz. Bu da Avrupalıların hiç anlayamadığı ama özendiği bir şey. Sanırım her toplumun güçlü ve zayıf yanları olduğunu kabullenmek gerek. Biz de böyle bir milletiz, napalım yani :)
Düzenleme: İngiltere'ye gittim ve sanırım artık yazara daha fazla katılıyorum. Hele ki Türkiye'nin İngiltere'den daha İslamofobik bir yer olduğunu fark ettiğimde benim ülkemdekiler neden bu kadar saygı duymayı beceremiyor diye bir kırgınlık oluştu içimde kendi insanıma karşı. Hala daha iyi yanlarımız da olduğunu düşünüyorum ama ne yazık ki toplum içinde iletişim kurmak için birincil derecede gerekli olan kibarlık ve saygıdan epey yoksun olduğumuzu düşünmeye başladım. Kötü gün dostu olduğumuz doğru, ama iyi bir günü kötü hale getirmekte de üstümüze yok.