Ben (Makbule) ... Naciye... Ağabeyim (Mustafa Kemal Atatürk)...
Oyun oynardık... Ceviz oyunu, saklambaç oyunu ve daha birçok oyunlar oynardık... Ağabeyim çok hareketli bir çocuktu... Benimle alay eder, Naciye ile şakalaşır, çeşit çeşit muziplikler yapardı... Bir gece, çiftlikten bir tepsi yoğurt geldi... Naciye ile biz, yoğurdun nefasetine dayanamıyarak
tabaklara konulmasını beklemeden tepsinin üzerinden yalamaya başladık... Ağabeyim yoğurdu parmakladığımızı görünce Naciye'ye şöyle seslendi :
— Sen ablana söyle de, diliyle yalasın yoğurdu!...
O, bu sözüyle beni ayıpladığını anlatıyordu... Kaşık dururken elle yoğurt yenir mi demek istiyordu... Ben aldırmamışım... Ağır ağır yerinden
kalktı... Yanıma yaklaştı... Bir ânda Naciye ile birlikte üzerime çullandılar... Beni kızdırmak ve ağlatmak istiyorlardı... Saçlarımdan yapışıp başımı yoğurt tepsisinin içine batırdılar... Ağzım, gözüm yoğurt içinde maskaraya dönmüştüm... O bir tarafa çekilmiş kahkahalarla gülüyordu...