Bugün sizlere Cemal Süreyya’nın da çevirdiği kalbe dokunan bu güzel kitaptan kısaca bahsetmek istiyorum. Çocuk kitabı mı? Kesinlikle hayır. Kısacık, hap şeklinde düşünme kitabı. Her okuyuşta mideye ayrı oturur. Her seferinde ayrı bir nedenden dolayı dolar gözlerim, farkındalıklar çorbasıdır.
İlk okuduğumda olduğum benden çok uzakken, bambaşka bir versiyonum olmuşken şöyle bir durup eski bir dostla sohbet etmek istercesine yine okudum Küçük Prens'i. Hayatımın ilerleyen dönemlerinde de sık sık yapacağım.
Asteroid B-612 adlı gezegeninde yaşayan Küçük Prens gezegeninden ayrılarak altı gezegende seyahate çıkar ve son olarak 7. gezegen olarak dünyaya gelir. Küçük Prens'in her seyahatinde gördüklerini kendi bakış açısıyla yorumlamaktadır.
1943'te yayımlanan masalsı bir kitap olan Küçük Prens, dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biridir. Eserde, bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. Sahra Çölü'ne düşen bir pilotun Küçük Prens ile karşılaşması ile başlayan kitap, yirmi yedi bölümden oluşur. Özellikle Küçük Prens'in yurdundan ayrılıp altı ayrı gezegene yaptığı gezileri anlatan bölümlerde bazı tipik yetişkin yaşam biçimlerinin eleştirisi yapılır. İnce bir dille “büyüklerin” monoton, bencil ve hayal gücünden yoksun hayatlarını eleştirir.
Küçük Prens insanları çocukluklarına dönmek için çağrı niteliğinde bir eser bence. Biz çocukluğumuza ve o güzel duygulara döner miyiz bilmiyorum ama sadece gözlerimizle etrafa bakmayı ve değerlendirmeyi bırakıp, gönül gözüyle de bakmamız gerektiğini çabucak anlamamız gerekmekte. Yoksa zaman, bizi bir zamanlar bize ait olan güzel duygulardan mahrum edecek ve gerçekten büyümüş olmanın duygusuzluğuyla hayatı kaçıracağız. Teşekkür ederim Küçük Prens, teşekkür ederim Antoine de Saint - Exupery.