Sadık Hidayet, İran edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olarak tanınmaya değer bir şahsiyet olduğunu düşünüyorum. Farklı bir dili ve üslubu var. Kendisinde Ömer Hayyam'ın etkisini de görmek mümkün.
Sadık Hidayet bir intihar ile son veriyor yaşamına. Eserde de ölüm kelimesine sıklıkla rastlanıyor. Ancak yine de eserdeki kahraman ile yazarın hayata bakışını özdeşleştirmek doğru olmayacaktır.
Kör Baykuş şimdiye kadar okuduğum romanlar arasında en olağandışı olanlardan biridir.
Gerçekle rüya arasında sürekli gidip gelen bir hikaye.
Zaman ve mekan kavramı iç içe geçmiş vaziyette ne olacağını tam olarak kestiremiyorsunuz, sanki çoklu evrenlerde geziyormuşuz gibi bir atmosfere dahil oluyoruz. Anlatıcının kendini kör baykuşa benzettiği ve hayatını gölgelerden izlediğimiz sahnelere dahil oluyoruz.
Hiçbir yere ait olamayan çaresiz bir ruhun, kendi penceresinden dünyayı görebildiği ama insanlar tarafından artık görülmediğinin, önemsenmediğinin hissedildiği bir kitap.
Dağılma, dönüşme romanı.
Bireyselleşmenin, toplumda kabul görmemenin, kendini soyutlamanın ve içsel buhranların getirdiği bunalımların işlendiği bir metin.
Yazarın hayatından derin izler barındıran bir kitap. Kendi hayatını kendi gölgesine, sadece ama sadece duvara yansıyan gölgesine anlatmak istediği bir uğraş. Kaleminin ustalığını her yere serpmiş ve bizlere ulaştırmış Sadık Hidâyet.