Çağımızın en gözde konularından birisi yalnızlık ve yine en gözde ölüm şekillerinden biri intihar. Ne kadar rahat kurulan acı bir cümle değil mi? Kitap yıllar öncesini konu alsa da günümüze ziyadesiyle hitap ettiğini düşünüyorum.
Kral Luis'in sarayından sürgüne gönderilen bir kadının gözlerden düşüşünün hikayesi. Kitap bir hayatın evre evre yok oluşunu anlatmakla beraber yalnızlığın bir kadını nasıl yavaşça yok ettiğini ele alıyor.
Madame de prime bir süre öncesine kadar varlıklı, herkesin sevdiği ve saygı duyduğu bir insan olmasına rağmen elindekilerle hiçbir zaman memnun olmamış, onların varlığıyla diğer insanları hor görmeyi kendine huy edinmişti. Saygınlığı elinden alınıp sürgüne gönderilerek elindekileri kaybetmesiyle hikaye başlar ve kadının giderek kendini tüketişini anlatıyor.
Konuya bakınca aslında basit gibi duruyor fakat asıl olay sürgün edilmek değil. Yalnızlık nedir bilmeyen, etrafında hiç insan eksik olmayan, sürekli yalanlar söyleyeceği kandırabileceği işlerini alabileceği insanların etrafında olduğu bir insanın yalnızlığa mahkum edilmesini anlatıyor. Bunlar Madam için kolay olmuyor tabiki de. Madam’ın nasıl çöktüğünü, kitaba ismini veren bu çöküşünü gizlemek için neler yaptığını göreceksiniz.
Bir çöküş ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.