Gönderi

Yalnızlığa giriş dersi niteliğinde
Puan vermedi·128 syf.··
2023 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2023 13:14
"Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle yada susarak." Bu kitapla ilgili en etkili ve beni tek çeken alıntı bu oldu. Eser, zebercet isimli babası öldükten sonra işletmesi kendisine kalan bir otelde yaşayan, yalnızlığı ile monoton bir hayatı sürdüren bir karakterden yola çıkıyor. İnsanlar ile minimum iletişim, içe kapanık ve kendi dünyasında yaşayan bir insanın neler hissedebileceği düşüneceği noktasında çok çarpıcı. İçerisinde korkunç derecede gerçek yönler barındırıyor. Sanki klişe bir kurgudan sıyrılmış da bu karakterin not defterini okurmuş gibi bir izlenim veriyor. Soğuk demirci Ekrem ile bir daha arasa dahi ksrşılaşamaması, kitabın sanki hayali kahramanı altı numarada kalan etkileyeci kadın ile asla görüşememesi ve bankta akşam otele geleceğinin sözünü veren kadın gibi kişiler bu duruma örnek. Klişe bir kitabın mucizevi tekrar ve şans eseri karşılaşmaları gibi hayal ürünü bir durumdan çok keskin ayrışıyor. Beğendiğim bir yön daha ise kitaptaki karakterin adeta yazarın kendi kadar iyi bildiği bir analiz ile en derin yönleri ile yalnızlığın etkenlerini sunması. Yalnız bir adamın ağzından ne çıkabilirse düşüncelerinde ne dolaşabilirse, zebercet'in ağzından çıkanlar da bu şekildeydi.İnsanlarla olan başarısız sosyal iletişimin onu sürüklediği kafada binbir farklı diyalog kurma ve tüm bu kurduğu senaryolara rağmen bir aksiyon gösterememek. Bu yalnızca bir tanesi. Aslında herşeyiyle rutin giden bir hayata aniden giren bir kadın ve sonrasında yaşananlar değil, bunca bir hayat boyu yalnızlığın içine sinmiş bir adamın taştığı bir nokta ile başlıyor herşey. Bastırılmış cinselliği de bu eser pek çok noktada vurguluyor. Aslında kısaca dostluk, arkadaşlık, aşk, cinsellik, eğlence vb. Tüm bunların yalnızlığın etkisi altında nasıl bir şeye dönüştüğünü mükemmel ve tam gerçekçilik ile görüyoruz. Pek çok duygu ve durumun örneklerine rastladığımız için her okuyucu kitap içinden "bu ben galiba" bulmuştur düşünüyorum. Olumsuz birkaç yorumda bulunacak olursam; Kitapta gerçekten inanılmaz boğucu bir akış var. Yalnız bir hayatın tüm rutinlerinden ibaret aslında kitap, bu yüzden boğuyor okuyanı. Aslında bu ritüel hayatı yazar okuruna birebir işlediği için boğuyor biraz da. Tabi bize illallah ettirmiyor da değil. Diyalog düzeni ayrıca sıkıntılı. Başlarken hele ilk sayfayı en az 4 5 kez tekrar okumuşumdur. Bu çarpıcı tutuma alışmak çok sayfaya mâl oldu. Tekdüze ve vurgulu bir seslendirmede çok zorladı. Zebercet'in malum kadını görüp etkilenmesi, aniden takıntıya dönüştürüp merkezine alması, bir daha gelir diye 6 no'lu odasını hiç bozmayıp dokundurmaması, her gün o gelir diye 18.45 trenini beklemesi, kadına dair her detayı, izi ezberlemesi, bir süre sonra aldığı bir haberin de desteği ile ümidi kesmesi ve ismi Anılmadan ruhsal bir yıkılışın başlaması, ortalıkçı kadını ve sonra kediyi öldürmesi ve en nihayetinde kendini de asması. Olay örgüsü kabataslak bakışta bunlardan ibaret. Çok sıkıcı evet fakat yalnızlığı işleyiş biçimi farklı kılıyor işte. Hayatında o kadar aksiyona aç biri ki adliyede rastgele izleyici olarak katılıp, karısını öldüren ve hiçbir şekilde gerekçe sunmayan bir sanığın yerine kendini koyuyor. Gerçi o biraz da kendi katilliği ile bir mukayesenin getirisi oluyor. Neyse bu kitabı önerir miyim diye şimdi düşününce cevabım hayır, zannetmiyorum olur ama eğer derseniz ki ben yalnız, monoton, takıntılı duygular içindeki insanların aklından ne geçiyor diye işte o zaman bu kitap bir rehber niteliğinde.. Saygılarımla.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
·
112 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.