Güzel kitaplara inceleme yazarken hep bi heyecanlanırım söze nereden başlayacağımı bilemem.
Ben böyle güzel betimlemeyle, bu kadar güzel içine alan cümleleriyle hikâyesini yaşattıran, hissettirebilen başka bir roman okumadım.
Dostoyevski, Tolstoy, Puşkin okuduğum zamanlar Rusça bilen insanlara imrenirdim hep, bu eserleri çeviri olmadan anadilinde okuma şansına sahip oldukları için ayrıcalıklı olduklarını düşünürdüm. İnce Memed’i bitirince ben de bu ayrıcalığı hissettim, ne mutlu bana ki anadilinden bu muhteşem eseri okuyabiliyorum, bu roman gözünüzde canlanan resimlerin de ötesinde sesleri ve kokuları da duyabildiğiniz bir başyapıttır.
Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılmış dört ciltlik seri İnce Memed.
Görkemli bir yapıt. Hele ki iki giriş bölümündeki olan betimlemeler ne kadar da güzeldir öyle. Ne çok fazla olup kelimelere çok yük bindirir, ne de çok az olup kelimelerin gücünün az gösterildiği cinsten. Tam kıvamında olup da uzundurlar aslında.
İnce Memed 1, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında geçer. Anadolu halkının geri kalmışlığı, cahil bırakılmışlığı, köy hayatının sefaleti ve ağaların tüm yöreye tamamen hakim olması üzerine bu duruma karşı bir isyan öyküsüdür. Abdi Ağa'nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa'nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe'yi kaçırır. Abdi Ağa'yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya Deli Durdu'ya katılır ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu'dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür.
Safi Anadolu kokan bir roman İnce Memed. Toprak kokan, alın teri kokan, masum yaşanan aşklar kokan bir roman. Bana göre Türk Don Kişotʼu. Ancak aralarında bir fark var ki o da şu: Don Kişot kötülüğün ruhuna, İnce Memed ise kötülüğün ete kemiğe bürünmüş haline savaş açan bir kahraman.