Bronte kardeşler, İngiliz edebiyatının önemli yazarları arasındadır. Uğultulu Tepeler’i çok sevsem de Jane Eyre’nin yeri apayrıdır benim için.
Ana karakterimiz olan Jane’i kitabın ilk sayfalarında 10 yaşında olarak görmekteyiz.. Kendisine yengesi bakmakta ancak kendisini daha çok hor görüp dışlamakta, sevmemekte. Jane, kendisine de sık sık söylendiği gibi sevimsiz bir kızdır üstelik kuzenleri kadar da güzel değildir. Ancak Jane açıksözlü olmasının yanında olaylara farklı açılardan bakabilme yeteneğine sahiptir.
Kitabımız 19. Yüzyılda Viktorya döneminde yazılmış. Bu dönem kadınlar için oldukça zor bir dönemdi. Kadın bedeninden adeta korkulan, toplumsal ve dini baskıların kadını pasifize ettiği ve yine kadını babaya, kocaya ve kiliseye boyun eğmeye, bu durumu da koşulsuz kabullenmeye ittiği bir dönemden bahsediyoruz. Yazarımız da bu eseri erkek takma adıyla (Currer Bell) yayınlatıyor. İşte böyle bir dönemde, yaşamın her türlü zorluğuna rağmen kimseye sırtını dayamadan kendi ayakları üzerinde duran, kendi kararlarını endi verip bunları uygulayan, diğer roman karakterlerinden çok farklı olan Jane Eyre dünya edebiyatının belki de ilk feminist çıkışlarından biri olmuş oluyor.