"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi.
"Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra tellere takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tirsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti.
Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim,"diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu?Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? Hangisi Müzeyyen'di? Ya da Müzeyyen kimdi?İlk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?
"Ne olmuştu da, 'Seninle dünyanın her yerine gelirim, ' diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı" tam da bu cümle kitabı okuma isteği uyandırmıştı bende. Görselde de sevgili Erdal Beşikçioğlu vardı,dedim kitabı okumalıyım.Dün de istedim filmi izleyince, ki daha önce izlediğimi filme başlayınca fark ettim, kitabı sizlerle de paylaşmak istedim.
Filmi izleyecekler için spoiler vermek İstemediğimden hikayeye çok girmek istemiyorum. Zaten bu kitaptan herkes farklı bir şey anlayabilir, olay örgüsü çok karışık, ortaya çıkacak hikaye tamamen okuyucunun hayal gücüne kalmış. Hikayede hangisi kurgu, hangisi gerçek ya da gerçek var mı ben emin olamadım. Benim beklentim çok yüksekti,ona rağmen kötü, beğenmedim diyemem ama beklentimden dolayı beni çok fazla tatmin etmedi. Olayın tamamını anlayamadığım için de olabilir. Beklentisiz okursanız daha çok beğeneceğinizi düşünüyorum.Bu arada kapak tasarımına aşık olduğumu söylemeden geçemem Son olarak filmi de mutlaka izleyin, oyuncuların hepsi birbirinden iyiydi.Filmi daha çok sevdim diyebilirim.