Puan vermedi·1380 syf.····Okunma: 24 Mart 2023 23:44 Beyoğlu, İstiklâl Caddesi’nde bulunan bir misyoner dükkânından almıştım Kutsal Kitabı (Eski Ahit ile Yeni Ahit’e verilen genel isim). Özellikle Eski Ahit’in en meşhur bölümü olan Tevrat’ın (5 kitaptan oluşur) bazı kısımlarını okurken, bir macera romanı okuyormuş hissine kapıldım (Roman türünün Batı’ya özgü olmasında bunun da etkisi olsa gerek).
Neler yok ki Kutsal Kitap’ta… Tarihî gerçekler, eski efsaneler, etkileyici sözler, ahlâk vaazı, yeni bir toplum inşaası, siyaset, hayata anlam kazandırma amacı, nereden geldik - nereye gidiyoruz sorusuna verilen kesin yanıtlar, iktidar, ceza mekanizması, gündelik tavsiyeler, apoloji, bolca uydurma, vb… Yani hem mevcut olanı hem de mevcut olması gerekeni barındıran, çağın ruhunu taşıyan bir tür anayasa. Neden olmasın? “Ahit” kelimesi de “anlaşmak, sözleşmek” anlamına gelmiyor mu? Eski Ahit’te Rab ile Yahudiler arasında kurulan adeta ticarî bir anlaşmadan bahsediliyor; hatta zaman zaman yenilenen, bozulan bir anlaşma…
Kutsal kitaplar, geçmiş insanların ve toplulukların seslerini işitmek gibi; okudukça, zihinlerine girmek mümkün hâle geliyor. Günümüze kadar uzanan ve insana özgü olan hikâye oluşturma geleneğinin veya ihtiyacının belki de en gelişmiş hâlini teşkil ediyorlar. Bunların günümüzde oluşturulan hikâyelere karşı üstünlüğü ise, üzerlerinden geçen zamanın uzunluğu (Meşruiyet, aradan geçen zamanın bir fonksiyonudur). Zaten o günden bugüne hikâye oluşturma yolunda büyük yenilikler ortaya koyduğumuz da söylenemez.
Bugün milyarlarca insanın canı pahasına inandığı ve günümüzde de varlığını sürdüren sayısız dünyevî eserin (bina, klasik müzik, yazıt, vb.) ortaya konmasına bizzat etki eden bir inanç sistemi, artık “somut” ve “canlı” bir organizma hâline gelmiştir. İstesek de istemesek de… Bu nedenle o inanç sistemi hakkında bilgi sahibi olmak bir zorunluluktur, medenî bir tavırdır. Ayrıca pek çok yönden değişmiş bulunan modern insan, özellikle iç dünyası bakımından, eski devirlerde yaşamış atalarıyla aynıdır. Değil mi ki kutsal kitaplar bu nedenle güçlerini korumaya devam ediyorlar? (Bu noktada çocukluğumuzda kafamıza sokulan bilgilerin yapışkan tesirlerini de es geçmeyelim.) Anneanne ve dedelerimizin yaşadığımız çağa uygun düşmeyen, komik fikirlerine karşı çıkabiliriz, ama bu fikirleri taşıyorlar diye onları evden kovmayız; bir zamanlar haklı olduklarını bilerek saygıyla dinleriz. Veya Antik Yunan kozmolojisinin artık geçerli olmaması, onun mitolojisinin akılda kalıcı taraflarına göndermede bulunmamızı engellemez. Tanrı bile zamana ancak bu kadar direnebiliyor…
İşte, her şey bir yana, şunun şurasında elimizde kalanlar da bunlar: Birkaç etkileyici anekdot, rahatlatıcı birkaç söz, günümüzde de geçerli birkaç insanî kural… (Ee, uygarlığın Kutsal Kitap ile başlamadığını, ona gelene kadar iki bin yıldır yol alıyor olduğunu asla unutmamak lâzım. Mezopotamya medeniyetlerinde neler üretilmiş neler…)
Gerisi cesaretsizlik, gerisi hoş/boş bir sedâ, gerisi bu cümlenin sonundaki üç noktadan ibaret…