·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Mart 2023 15:05 Cahileye döneminde; kadınlar mal gibi alınıp satılan ,kadınlar diri diri toprağa gömülen , erkek çocuk dünyaya getirmeleri için erkekler tarafından birbirleriyle değiştirilip kullanılan ve bunun gibi alçakça sayabileceğimiz durumdayken kadınlar , peygamberimiz tarafından bu bataklıktan çıkarılıp değer verilen varlıklar haline getirilmiştir . Ama maalesef kültürümüze baktığımızda uygulanan şiddetin altında insanlar dini kullanıp bu gerekçe ile kadınlara bu şiddeti uyguladıklarını ifade ediyorlar. Bu sorunu sürekli düşünüyordum ama gerçekte altında yatan sebep çok farklı psikolojik olabileceği gibi çoğunlukla kültürden dolayı olduğunu anladım çünkü her kültürde kadına yönelik fiziksel ve psikolojik farklı şekillerde şiddet uygulanmakta. O zaman din gerekçe değil sadece bahene hasta ruhlu insanların bahanesi çünkü İslam dini peygamberimiz ile beraber kadına bir çok hak tanımıştır ve hürriyet vermiştir . Ama bakıyoruz ki bir çok âlim ve büyük din adamı batılı düşüncelerin etkisinde kalarak kadınlar hakkında yanlış düşüncelere kapılmış ve kitaplar yazmıştır . Dini temsil eden insanlar böyle olunca aslında bu sadece din için değil toplumda ileri gelenler bu yanlış düşüncelerde olunca halkın böyle düşünmemesi imkansız. Şuan bile toplumumuzda İslami kullanıp kadına eziyet eden birçok insan var. Ama çevremdeki kadınlar da sanki dinde bu varmış gibi bu tür olaylar ile karşılaştıklarında hemen itaat ediyorlar bunun eğitim seviyesi ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Kadının sürekli olarak hâkir görülmesinin nedeni fıtrat olarak da erkeklerden farklı yaratıldık ve fiziksel güç çoğunlukla erkekler de oluyor. kitapta şöyle bir cümle geçiyor fiziksel olarak güç kimin elindeyse genelde şiddet uygulayan taraf o oluyor ,az olsada şiddet gören erkekler de oluyor (syf 8). Tabi şiddetin her türlüsü kötü ve olamaması gereken bir durum. Kitabı okumadan önce kadına yönelik şiddetin sadece Ortadoğu'da ve gelişmemiş ülkelerde yaşandığını düşünürdüm ama gelişmiş ve batılı ülkelerde de durum aynıymış. Sadece kültürden kültüre bu şiddet değişiyor.
Kitabın içine biraz daha girecek olursak ; öncelikle kültür kavramını açıklayalım , kültür , bir toplumda duyu ve düşünce birliğini oluşturan geleneksel her türlü yaşayış biçimi olarak tanımlanabilir . Kültür , geçmişten günümüze yaşayışlarımızdan ve deneyimlerimizden yola çıkılarak oluşturulmuş toplumsal kurallar olarak da adlandırılabilir . Kültür bir toplumda yemek yemek , içmek , giyinmek , fiziksel özelliklerini şekillendirme vb. bütün bunlari etkileyen güçlü bir etkendir hayatımızda . Kültür insanların yeme içmesini de etkiler Çin ve Türk mutfağı bir biriyle benzer olmadığı gibi Türkiye mutfağında bile bölgeler arasında bu farklılık görülebiliyor. Kültürler arası etkileşimler vardır birbirinden etkilenebiliyor örneğin Türklerin Araplardan etkilenmesi gibi . Bu etkileşimler iyi olabileceği gibi maalesef çoğu zaman kötü bir etkileşimde olabiliyor . Örneğin batı toplumunda aldığımız bir yanlış düşünce olan modernliğin sadece giyim olması gibi . Toplumumuzda bir çok yanlış düşünceler var kadınların erkeklerle beraber yemek yememesi ,( özellikle dikkatimi çeken bir durum olmuştur bu) sokakta erkek karısı ile baraber yürümez yolda kadın erkeğin bir kaç arkasından yürür, gelinler kayınpederi ve kaynanası ile konuşmaz saygıdan (!) Bu ve buna benzer birçok durum sıralanabilir maalesef.
Kültür çok güçlü bir öğe , kitabı okuduğumuzda bunu anlayabiliyoruz ". Kültürün bir parcasi olan insan da insanı istediği gibi şekillendirebiliyor . Aslında burda kadınları sürekli bir kalıp içine sokmaya çalışıyorlar kitapta da okuduğum bir kaç örnekte bunu farkettim elbette erkeklerde de var ama kadınlar oran olarak daha fazla . Çünkü kadınlar yaptığı her davranışı ya da değişimi özellikle fiziksel değişim genelde karşı cinse kendini beğendirmek için yaparlar. Keşke bunun yerine düşünce dünyamızı ve düşünceleri degistirmek için çaba sarf etseydik . Bakıyoruz ki geçmişte gelecekte bir çok ünlü düşünür ve edebiyatçı da kadınları küçük gören düşünceleri var Sokratesten Nietzscheye gibi bir çok düşünür sıralanabilir peki neden ? Böyle insanlar bile kadınlara farklı bir yaratık olarak bakıyorlar. Nietzsche'ye baktığımızda bir kadına aşık olur ve kadın tarafından reddedilir daha sonra' bir kadının yanına mı gidiyorsun kırbacını unutma ! Sözü söyleniyor.Sokrates hırçın bir atı evcilleştirme isteği ile huysuz bir kadın ile evlenir . Erkeklere kadınlar hakkında ne düşünüyorsunuz dediklerinde genelde"anlaşılmaz varlıklar , çok gizemli, çözülmesi zor " gibi cümleler kullanılıyor ,burda da kadını ayrı bir sınıfa koyma var aslında .
Garip bir şekilde kadınlar olarak bize uygulanan çoğu şiddetin farkında değiliz o kadar içselleştirdik ki sırıtmıyor ,bazen farkında olsak bile ses çıkarmıyoruz ya da değiştirmek için çabalamıyoruz çünkü . Çoğunlukla böyle bir çok olaylara şahit oluyorum en basiti kadın eşi ile tartışır eşi sinirlenir ve kadına hakaret küfür eder ama kadın güler ve gidip eşini sakinleştirir . Ve başka garip başka bir durum da kadınlar olarak ta birbirimizi küçük görüyoruz erkeğe muhtaç olduğumuzu düşünüp her türlü zorbalıklara katlanıyoruz unuttuğumuz şey ise onlarında bize muhtaç olduğudur . Maalesef bu garipsemelerim biraz fazla kadınlar olarak hakkımızı savunmayı da bilmiyoruz fıtratımıza ters düşen şeylerin peşinden koşuyoruz mesela feministlerin kürtajın yasal hale gelmesi için protesto yapmaları, aile yapısının özgürlüğü kısıtladığı gibi düşünceler gibi ,kadınlar olarak daha insancıl hakların peşine düşmeliyiz. Kitabı okuduğumda şunu farkettim, eskiden okuduğum kaynaklarda geçmişte çoğu toplulukların kadına değer verdikleri hakkında bilgiler vardı . sanırım bu değer sadece fiziksel olarak şiddet uygulanmamasıdır çünkü baktığımda bir çok durum ile karşılaştım .buraya konuyu araştırdığımda karşılaştığım bir beyiti yazmak istiyorum;
‘At ile avrada inan olmaz. Avradın öğüdü avrada geçer.
Avrat gibi düşman olmaz güler bildirmez, köpek gibi dost olmaz ular bildirmez.
Avrattan vefa, zehirden şifa. Bal arıdan, kavga karıdan çıkar.
Er kocadıkça Koç olur, kadın kocadıkça hiç olur.
Kadın aklı gah uzanır gah kısalır.
Kadının sofusu şeytanın maskarası.
Kadının işi tavukların eşinmesine benzer.
Kadınla çıkma yola, başına gelir türlü bela.
Kadında vefa, borçluda sefa aranmaz.
Avradı bet olanın sakalı erken ağarır.
Dul karı şeytan karı, aldatır alır bekarı.
Ersiz avrat, yularsız at. Kadının eli kaşık sapında kararır.
Avradın malı eşeğin nalı. Kadının biri ala, ikisi bela.’’
Çoğu zaman günlük hayatımızda cümle içinde kurduğumuz cümlelerde de kadın hakkında çok şey diyoruz ama gözümüze sırıtmıyor mesele korkak, dönek ve mızmız bir erkek görünce hemen şu cümleyi kullanırlar "karı gibisin" . Evet ortada fiziksel olarak bir şiddet yok ama zihinlerinde aslında kadını alçak bir yaratık olarak görüyorlar .
Kitabın ilk bölümü kültürün kadını nasıl etkilediğini çeşitli bölgelerden örnek vererek konu anlatılmıştır . Bende bildiğim bir konuda örnek vermek istiyorum aslında kitapta az çok bahsi geçiyor; Yahudiler erkeklerin kadınlar yüzünden cennetten kovulduğuna inanıyorlar ,bir dizi izlemiştim dindar Yahudiler evlendiklerinde kadınların vücuduna bakmadan ve hiç bir zevk almadan sadece çocuk için yapmak için kadınlara yaklaştığı sahneler vardı öyle ki odada kadın ve erkek dışında anne ya da kız kardeş bulunurdu . Erkek görevini yaptıktan sonra hemen odadan çıksın diye. Araştırdığımda aslında böyle bir düşüncenin gerçekten de var olduğunu gördüm . Bir ara arkadaşlarımızla oturuyorduk kadın ve erkek konusu açıldı bir erkek arkadaş kalkıp "siz kadınlar öyle fenasınız ki Adem'in bile baştan çıkardınız , cennetten sizin yüzünüzden kovulduk kadınlar olmasaydı belki şimdi hâlâ cennette olurduk" gibi bir cümle kurdu burdan da anlıyoruz ki kültürler arası bir etkileşim var ve maalesef kadın her toplumda sinsi ve şeytani görülmekte . Çeşitli saçma sapan şeylere maruz kalıyorlar kendini feda eden taraf hep kadın oluyor fedakârliğı hep kadından bekliyor toplum
İkinci bölümde şiddetin atasözlerine ve fıkralara yansıyışı , kadına dayak atılması gerektiği düşüncesi, kadının aklının kıt olduğu düşüncesi, kadının güvenilmez olduğu düşüncesi, kadının şeytan olduğu ve doğası gereği kötü olduğu düşüncesi ve kadının tarihte cadılık ile suçlanılması düşüncesi yer alıyor . Şuan izlediğimiz filmlerde şeytani bir karakter varsa kadın oynuyor , şeytan kötü ruh ,cin gibi karakterler . Bir kadını hem sinsi görüp hem aklının kıt olduğunu düşünmek te gerçekten büyük bir ironi . Kadına güvenmiyorlar ama aldatma oranları en fazla erkeklerde oluyor bu tür düşünceler hasta düşünceler aslında ,Hz Ali'nin çok güzel bir sözü var " başkasının namusuna bakanın kendi namusunu korumaya vakti olmaz " bakıyoruz topluma bir namus cinayetleridir almış başını gidiyor , ki işlenen çoğu cinayet namus için işleniyor . Sanki namus bir tek kadına özgü bir durummuş gibi . "kim namus ve ahlak bekçiliği yapıyorsa bilin ki en namussuz odur." der Nietzsche . Psikolojide de yer alan bir çok alana giren bu tür durumlar hasta ruhlu insanların düşüncelerdir . Ama maalesef bu tür insanlar sadece kendilerine değil çevrelerine de zarar veriyor ve zarar hem toplumu hem de bir nesli etkileyebiliyor . kadınlar kullan at gibi görülüyor. evlenene kadar eğlence olarak görüyorlar , evlendikten sonra kadın çocuk doğurma aracı gibi görülüyor, evde envai çeşit iş yapıyor, bu süreçte çok yıpranıp kendine bakamadığı için erkekler hop yeni birini bulmaya başlıyorlar. kadın da hizmetçi gibi devam ediyor işte hayatına. kadına yönelik şiddet kadınların bedensel ve ruh sağlığını , sosyal, ekonomik, kültürel olarak aşağı bir konumda olmalarına neden oluyor . Aslına baktığımızda bir kadın toplumsal olarak ne kadar yükselirse ülkenin gelişmişlik düzeyi de buna paralel olarak artar . Baktığımızda şiddetin çok olduğu toplumlar daha çok gelişmemiş ve geri kalmış ülkelerdir .
Sonuç olarak ; kitapta aslında anlatılmak istenen geçmişten günümüze farkında olup olmadığımız bir çok durumda kadına yönelik bir şiddet söz konusu . Bu şiddet fiziksel ,sosyal , psikolojik,sözlü ,taciz ve daha sıralayabileceğimiz bir çok durumda kendini gösteriyor . Kadına yönelik siddet her zamanda ,her toplumda farklı bir seyir izliyor . Bazen bu durumları içselleştirip fark bile edemiyoruz . Kadına yönelik şiddet asırlar boyu sürdü öyle ki bu bizim değerlerimiz olan atasözlerine ,deyimleri ve fıkralar gibi sözlü anlatımlarımıza yansımıştır. Kadın sadece annelik özelliği ile övülür hale gelmiştir . Bu durum sadece eğitim düzeyinin yükselmesi ile ortadan kalkar hem erkeğin hemde kadının eğitim düzeyi arttıkça bu konuda duyarlılık ta artar . İncelememi Victor Hugo'nun Sefiller romanından güzel bir alıntı ile bitirmek istiyorum; "Bir kadının ruhu karanlıkta bırakılmamalıdır."