Gümüş Alevler Sarayı | Kitap Yorumu
8/10
·728 syf.··
2023 89. kitabı
Dikenler ve Güller Sarayı serisinin devamına ve yeni ana karakterimize hoş geldiniz. 3 kitap, 1 novelladan oluşan serimiz bu kitapla yeni bir kaosun başlangıç adımını atıyor. Üstelik ana seride en en en nefret ettiğim karakterlerden biri olan Nesta bu kitabın ana karakteri. Ve bu da benim aylarca kitabı okumama engel olan bir etken oldu. Hazır değildim. Okuyup Nesta’yı affedip üstüne ona aşık olanları görüyordum, minik minik spoilerlar yiyordum fakat hazır değildim. Kanatlar ve Küller Sarayı’nın sonunda savaşımız bitiyordu ve savaştan sonra olanlara biraz göz atmamızı sağlayan novella Buz ve Yıldızışığı Sarayı’nda karakter odaklı bir şeyler okumuştuk. Bu kitapta ise nihayet savaştan sonra neler olduğunu, yeni tehditleri vs. görebiliyoruz. Yani savaş bitti diye her şey bitmedi. Tam tersi yeni kaoslar ve yeni bir savaş kapıda. Kitap herkesin Nesta’nın kendini toparlaması için karar vermesiyle başlıyor. Nesta, Cass tarafından dövüş eğitimi alırken Velaris’e uzak bir eve yerleştiriliyor ve deli gibi para harcayıp kendini dağıtması engelleniyor. İlk başta tabii ki kabul etmiyor. Tüm gücüyle reddediyor ve direniyor. Sonrasında ise… Bir şekilde içinde bulunduğu duruma alışmaya başlıyor. Öncelikle… HERKESİ GÖRMEK MÜKEMMELDİ. Feysand çiftini, Amren’i, Azriel ve Cass’ı çok özlemişim. (Mor’u çok değil, ona ayrı bir düşkünlüğüm yok.) Nesta’yı ana karakter olarak okumaktan çekiniyordum fakat düşündüğüm kadar korkutucu değildi. Kendisini hala sevmesem de kitap o kadar akıcıydı ki hiç sorun etmedim. Zaten sadece Nesta’nın değil Cass’i odak noktasına alan üçüncü kişi ağzından da kitap ilerliyordu. Her zaman Nesta’yı okumadık yani. Kitapta anladığım en iyi şey, Nesta’nın kendine olan nefretiydi. Anneleri Elain ve Nesta’yı işini görecek farklı türde bıçaklar olarak şekillendirmiş. (Feyre yaşı küçük diye biraz olsun bunlardan kurtulmuş.) Ama Nesta’nın üzerinde annesinin berbat etkisini görebiliyordum. Tabii, babasının da… Kırgın ve kızgındı. Yaşadıklarına, yaşattıklarına ve kendine. Hepsinin nedenini okudum ve gördüm. Nesta’yı hâlâ sevmiyorum, hislerim değişmedi. Fakat artık onu anlayabiliyorum ve kendini affedebildiği için mutluyum. Gerçekten çok mutluyum. Çünkü kendine olan nefreti o kadar boğucuydu ki kimse bunu kendine yapmamalı. Eh, sonuç olarak ben Nesta’yı kendi gözümde affetmedim. Feyre affetse de. Diğerleri affetse de. Yine de… Güzeldi okuması. Kitabın fantastik kısımları bana biraz durgun geldi. Nesta’nın eğitim kısımlarını okumak zevkliydi fakat diğer kısımlar biraz politik ilerlediğinden pek beklediğim gibi olmadı. Gerçi diğer kitapta kaosun miktarını tahmin edebiliyorum. Bir de periler diyarı bu kitapta daha derinleşiyor ve başka bir boyuta ulaşıyor. İlk kitabı hatırlayıp şu anki evreni düşündüğümde ne hissetsem emin olamıyorum. Nesta & Cass arasındaki çekim çok güzeldi. Cass o kadar sabırlı ve nazik ki… Nesta’nın kendini affetmesi o olmasaydı mümkün olmazdı. Nesta’yı tamir etti, onun kalbini sardı ve onu sevdi. Çok, çok güzeldi. Ve… Aralarında olan bitenler biraz ateşliydi. Aslında… Baya ateşliydi. Birçok cinsellik sahnesi vardı. Rahatsız olanlar bunu göz önünde bulundursun lütfen Bu kitapta Eris kafamı çok karıştırdı ve hâlâ altından ne çıkacak diye deli gibi merak ediyorum. İki yeni karakterimiz vardı ve ikisi de o kadar güçlü, özel kadınlar ki… Gwyn ve Emerie. Nesta’nın kendi bulduğu yakın arkadaşları. Hatta… Kardeşleri. İlişkileri, birbirlerine yaslanmaları ve birlikte geçmişlerini aşmaları çok güzeldi. Hepsinin geçmişinde kendimden bir parça buldum ve onlar tırmanırken ben de onlarla birlikte tırmandım. Kitap genel olarak güzeldi. Sarah’cığım kaoslara doyamamış, son 50 sayfada biraz ağlamış olabilirim… Nesta’dan nefret edenler için bile okunmaya değer bir kitap bence. Ben okuduğuma pişman olmadım ve devamını merakla bekliyorum. 8/10 21 Nisan 2022
Gümüş Alevler SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20211,619 okunma
·
496 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.