·624 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mart 2023 05:13 Spoiler içerir!!
Grisha evrenini toparlayıcı son niteliğinde bir kitap olmuş (ama bir son olmayabilir :) ) ve bu son iki kitap ilk üçlemeyle direkt bağlantılı o yüzden bunu okumadan önce Gölge ve Kemik serisini okumanız gerek. Kargalar serisini de okursanız bu kitaptan baya zevk alırsınız :).
Bu kitaba gelmeden önce bir önceki kitap olan Yara İzi Kralı’ndan biraz bahsetmek istiyorum. O kitabı bu kitaptan daha uzun sürede okumuştum ve yalan yok sıkıldığım birçok yer vardı. Ama Kurtların Hükmü’nü okuduktan sonra yazarın Yara İzi Kralı kitabını Kurtların Hükmüne temel oluşturmak için yazdığını düşünüyorum. Ya da bu kitapta bir önceki kitaba göre yazarın iyileştirmeler yaptığını düşünüyorum. Tabi bir önceki kitabın biraz sıkıcı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir kere farklı bakış açılardan okuma olayı alışılması zor bir şey ve ilk kitapta az bakış açısı olması bence kitabın temposunu düşüren bir olay. Çünkü zaten çok fazla olay olmayan bir kitabı az bakış açılı (Nikolai, Zoya, Nina) yazmak, okurken yer yer sıkıcı olabiliyor. Bu kitapta ise daha fazla karakterin bakış açısından okuma şansımız oldu (sürpriz isime de geleceğizz) ama Nina’nın bölümlerini okuduğumda bir önceki kitaba göre daha çok zevk aldım. Zoya ve Nikolai a zaten lafım yok. Bence en büyük iyileştirme Nina hikayesindeydi ve Nina için güzel bir yere bağlandığını düşünüyorum. Karakterin yaşadıkları ağırdı ve onun da mutlu bir sona ihtiyacı vardı :”).
Buna ek olarak hikayede tüm tanıdığımız ve sevdiğimiz karakterlerin (Alina, Kaz,Jesper, HERKES VARDI!!) kitap boyunca yer yer gözükmesi ve ana hikayeye katkı sağlaması her ne kadar fan service olsa da bence yazar karakterleri mantıklı kullanmış. İkinci iyileştirmenin bu olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kitabın sıkıcı olmasına imkan yoktu.
Zoya’nın karakter gelişimi tek kelimeyle efsaneydi. Yara İzi Kralı’ndan sonra diyordum ki bu kız daha ne kadar güçlü olabilir ve cevabını son 200 sayfada çok iyi anlıyorsunuz. Şimşeklerin Azizesi Zoya
Nikolai bu kitapta Zoya’nın gölgesi altında kalmış gibi görünsede asla öyle değildi. Nikolai’ın amacı, Ravka’yı savaştan korumak ve insanların barış içinde yaşamasını sağlamaktı ve tüm kitap boyunca bu vizyonundan sapmadı. Kesinlikle son bölümlerde karakterin gerektirdiği bir karar verdiğini düşünüyorum. Ayrıca bu kararla herhangi bir ittifak-evlilikle uğraşmayacak :).
Gelelim bizim Anti-Hero Darkling’e.
Ben hiçbir zaman fanı olmadım fakat bu kitapta gerçekten karakterin amacının sadece her şeye hakim olmaya çalışan deli karanlıklar efendisi olmadığını anladım. Tamam hala psikopat ve manüplatif biri ama bence dirildikten sonra ben farklı bir karanlıklar efendisi okuduğunu düşünüyorum. Bazı açıdan aynı bazı açıdan farklı bir duruş sergiledi kitap boyunca ve karaktere ısındığımı söyleyebilirim(şaka şaka o son dediği şeyden sonra dedim ki go to hell dkalfoladk). Kitabı onun bakış açısından okumak da karakteri anlamak açısından çok önemliydi. Akıbeti’nin ne olacağı kesin değil ama ben karakterin böyle bir konuma gelmesini çok mantıklı buldum. Bir karakteri yeniden getirmenin her zaman bir amacı olmalı ve Aleksander burada kilit roldeydi.
Kısacası Grisha evrenini seviyorsanız Yara İzi Kralı’nı okurken şans verin (ki o kadar sıkıcı değil) ve Kurtların Hükmü’nü kesinlikle okuyun derim. Aksiyonu aşkı bol bir kitaptı. İlk 400 ü orta tempoyla son 200 sayfası yüksek tempoyla devam etti ve güzel bir kapanışı olduğunu düşünüyorum.
“Bazı kalpler diğerlerinden daha güçlü atar.”
PEKİ O SON NEYDİ?!
LEIGH BARDUGO O KİTABI YAZMAYA BAŞLAMALISIN!!