Sivil kayıpları da içerisine eklersek askerlerle beraber yaklaşık 16-17 milyon insanın öldüğü, dünya tarihinde Tüm Savaşları Bitirecek Olan Savaş olarak adlandırılan; şaşaa, onur, asalet, vatan sevgisi, bayrak, özgürlük özlemi... nidaları atılırken ırkçılık, toprak, para, üstünlük sergileyen I. Dünya Savaşı.
Hangi savaş insanlara yarar sağlamıştır? Bir kazananın olduğu savaşta geride kalanlar, toprağa verilenler kayıp değil midir? Yoksa vatanu uğruna öldü sloganları ile bir canın ölümüne erdem mi yüklemek gerekir? Evet gerekir. Çünkü toplumların dizginlerini ellerinde tutmak isteyen üniformalı ve takım elbiseli liderler vardır. Bir de bunlara körü körüne bağlanan yobaz, cahil kişiler.
Tüm Savaşları bitirecek olan savaş dünyayı sırf aşağılık duygularını tatmin etmek isteyen kişilerin genel anlamda güç peşinde koşmasından başka bir şey değildir. Tarih kitapları bu savşaları basit ve istatistiki değerlendirmeler ile anar. Ama bu savaşın meydana getirdiği yıkımı savaşan, savaşmak zorunda bırakılan kişiler bilir. Korku kitabı da bu savaşta yer almak zorunda kalan birinin ağzından I. Dünya Savaşı'nı anlatıyor.
Medya, komutanlık ve politika kinseden korkmayan, cesur askerlerden bahseder. Kahraman askerlerden. Ama işin aslı ölmekten, öldürmekten korkan insanların varlığıdır. Korkuyorum demenin cesaret istediği zamanlardır askerler için savaşmak. Bu korku işte bu kitaptaki karakterin dile getirdiği korkudur.
Bu savaşı neredeyse adım adım anlatır bize yazar. Tolstoy'un Savaş ve Barış'ı gibi incelikle dokur kitap bu savaşı. Burada daha çok dikkatimizi ismesek de çekecek olan savaşın yıkıcı, tek gücü olan yıkıcı gücüdür. Ve evet. Ölümden, ölmekten, öldürmekten korkmak gerekir. Gözlerimizi boyamak, içimizi ferahlatmak için göğsümüzü kabartmaya gerek yok. Savaş, ölümdür. Ve bu kararı verenler ölümü rn çok arzulayanlardır.