Ne söyleyebilirim bu kitap hakkında ne anlatabilirim diye uzun uzun düşündüm. Tıpkı bittiği anda olduğu gibi. Günümüzde sıkça tartışılan kavramlardan biri mültecilik, mülteci olmak. Herkesin kendi penceresinden bakıp değerlendirdiği bu konuyu karşı pencerelerden incelemek nasıl olurdu diye düşündüren bir kitap oldu. Taksim’de yaşanan patlama sonucunda hayatları kesişen Ayfer ve Afra’yı görüyoruz önce ve ardından bu iki hayatın nasıl zorluklar içerisinde olduğunu. Kitapta birden fazla cümle vardı içime işleyen ve kendimi sorgulamamı sağlayan. Ama en çok içime işleyen cümle “gitmeden önce çok çabaladım” cümlesi oldu. Ülkesini “her ne nedenden ötürü olursa olsun” terk etmek ya da terk etmek zorunda kalmak çok zor bir durum. Belki kendi sıcak evlerimizde otururken bir şeyleri yapmak “zorunda” kalan insanların hayatları hakkında çok fazla yorum yapmamalıyız. Belki o küçücük botlara binip soğuk suların altında kalmadıysak çok acımasız olmamalıyız. Belki de çok düşünmeli ve sonrasında “gerekliyse” yorum yapmalıyız. Ben Balkan göçmeni bir ailenin içinde büyüdüm. Göç etmek demenin insanların ardında yaşlı gözler ve aşık oldukları bir vatan bırakmak olduğunu öğrendim. Belki de unuttum bu yaşanılanları ki zaman zaman bu konu hakkında acımasız yorum yapanlardan biri de ben oldum. Bu kitapla birlikte tekrar hatırlamamı sağladığı için sevgili yazara da teşekkürü bir borç bilirim. Kökler ve KanatlarEce Karaağaç