·192 syf.····Okunma: 31 Mart 2023 00:00 Genç Werther’in Acıları; aşkı, mutluluğu, acıyı, kısacası tüm hisleri doruklarda yaşayan ve yaşadıklarını mektuplarına yansıtan Werther’in hikâyesidir. Napolyon’un dahi seferlere giderken yanından ayırmadığı roman, dönemin klasik edebiyatına karşı başkaldırı niteliğindedir. Romanın başkarakteri Werther, dünyayı duyuları yoluyla algılayan coşkun romantik dönem kahramanlarının önderi olmuştur. Goethe, Werther’in içine düştüğü platonik ve bir o kadar da imkânsız aşkın hikâyesini kaleme alırken birebir yaşamından esinlenmiştir. Arkadaşının nişanlısı Charlotte Buff’a karşı duyduğu büyük aşkın ilhamıyla Goethe, Genç Werther’in Acıları’nı yazmıştır. Romanda coşkun bir üslupla anlatılan büyük aşkın yanında başarıyla işlenen bir diğer tema; bireyin şehirden çıkarak tabiatta kendini bulmasıdır. İnsan ruhunu tabiat ve aşk yoluyla renklendiren roman, çağdaş edebiyatın öncülerinden olmuştur.
Şarkıda da dediği gibi ' Böyle bir aşk görülmemiş dünyada' , ya da ' Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi'...kitabı okurken yüreğim o kadar acıdı ki anlatamam...Genç Werther aşkı derinlemesine öyle bir hissettirdi ki okurken gözyaşlarıma hakim olamadım. Avukat olan Werther yaşadığı yerden sıkılarak başka bir yere yerleşir ve orada gittiği bir davette nişanlı olan Lotte' ye aşık olur. Ve hikayemiz bundan sonra başlar. Werther'in Lotte' ye aşkı artık dayanılmaz bir hale gelir. Aşkın yerini acısı alır.Werher bunun imkansız olduğunu bildiği halde bir türlü kalbine söz geçiremez.Elinde değildir. Ne yaparsa yapsın bir türlü o aşkı içinden atamaz.Aşk ateşi onu yakıp tutuştırur.Kendini ne kadar Lotte den uzak tutmaya çalışsa da bir türlü bunu başaramaz.Aksine kaçtıkça ona daha çok yaklaştığını hisseder.Aşkı, acıyı, sevgiyi, bağlılığı, tutkuyu öylesine yaşıyor ve yaşattırıyor ki sanki bu duyguları yaşıyor gibi oluyorum ve benimde kalbim paramparça oluyor...Lotte' nin evlilik yüzüğünü elinde gördüğü gün deliye dönüyor ve intihar etmeyi kafasına koyuyor Werther. Çünkü tüm benliğini saran bu aşktan ancak bu şekilde kurtulacağını düşünüyor.Aşkına karşılık alamayınca da deli divane oluyor...Naparsa yapsın bir türlü bu aşkı içinden atamıyor...Tabiata çıkıyor, kendini resim çizmekle oyalıyor kimi zaman.Ama hiçbirşey bu aşk ateşini söndürmüyor . Yanan yüreğine hiçbir çare yoktur. Ve sonunda imkansız aşkına bir mektup yazarak intihar ediyor.
Ben çok ama çok etkilendim bu eserden, ki sonunda gözyaşlarıma hakim olamadım. Aşk bu ;yanlışı, doğruyu ayırt edemez. Ne demişler: " Aşkın gözü kör, yüreği sağırdır" diye.Aşk bu nerde bir imkansız varsa gider onu bulur.
İncelememi, bir kaç güzel alıntı bırakarak bitiriyorum. Umarım sizler de severek, beğenerek okursunuz. Hepinize keyifli okumalar dilerim.
"İçimden, göğsümü parçalamak ve beynimi dağıtmak geliyor; insanların, birbirleri için ne kadar az bir anlamı var. Ah! Eğer sevgi, sevinç, yakınlık ve coşku kendi içimden gelmiyorsa, bir başkası da bunları veremeyecektir bana; soğuk ve güçsüz bir halde karşımda duran birini, ben de bahtiyarlıkla dolup taşan yüreğimle mutlu edemem." Sayfa 109
"Sahip olduğum o kadar çok şey var, ama Lotte için duyduklarım sahip olduğum her şeyi yutuyor; sahip olduğum o kadar çok şey var ama onsuz her şey hiçe dönüşüyor." Sayfa 109
"Dünyada insanı gerekli hale getiren tek şey sevgidir kuşkusuz." Sayfa 68
"Böyle mi olmalıydı: İnsanın mutluluğunu oluşturan şey, aynı zamanda kederinin de kaynağı mı olmalıydı?" Sayfa 69
"Ayrıca yüreğimi değil, aklımı ve yeteneklerimi beğeniyor, oysa her şeyin kaynağı yürektir; tüm gücün, tüm mutluluğun, tüm kederin. Ah, benim bildiklerimi herkes bilebilir ama yüreğimdir yalnızca bana ait olan." Sayfa 97