10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Sevgili Sait Çüm’ün kaleminden Gezegen… Gerçekler, düşler ya da temenniler, başka bir dünya özlemi, tümü bu romanda. Sihirli kurguyu ilk sayfalarda ayrımsıyoruz, değişik bir dünyaya adım attığımızda. Adlarını elementlerden alan karakterlerle tanışıyoruz örneğin; Neodim, Seryum, Radon, diğerleri… Çoğu birbirinin yaşamına değen, Gezegen’deki doludizgin maceraların aktörleri. Ana kahramanlardan Bizmut’un yapmayı planladığı eyleme odaklanıyoruz. Bilinmeze doğru yürüyor cesurca, yüz elli yıllık restoranın kapısından giriyor; önceden kötü anılarını anımsattığı gerekçesiyle hep uzak durduğu eski yapı, yangın nedeniyle can kayıplarının yaşandığı mekân; Bizmut da bir sevdiğini yitirmiş o restoranda ve onu bir anlamda anmak için orada; başına geleceklerdense habersiz… Kötü amaçlı insanlar eliyle ülkemizde gerçekleşmiş hazin olaylara farklı pencerelerden göndermeler yapılıyor, roman boyunca da bu sorgulamalar sürüyor, derin bir dünya analiziyle… Yükseköğrenim görmüş, ancak pek çok genç gibi mesleği dışında, mutlu olmadığı bir işte çalışan Bizmut’un hayatı başka yöne evriliyor, restoran ziyaretini sonlandıramadan; nezarethane, ölümle burun buruna geldiği anlar ve Neodim tarafından kurtarılması iç içe girmiş hikâyelerle aktarılıyor…  “… Apartman sakinlerinin bile birbirlerinden kaçtığı, herkesin görünmez yaşamak istediği bir kentti burası. Kişiler diğer kişiler hakkında iyi düşünmüyorlar, bu nedenle kendilerini korumak için etraflarına duvarlar örüyorlar. Kendi benliklerine mahkûm olup yıllarca duvarların arasında yaşadıktan sonra çıldırma eşiğine yaklaştıklarını hissedip hapishaneden kaçış planları yapmaya başlıyorlar. Yapılan yüzlerce kaçış planı başarısız olduğunda ise alınan müebbet hapis cezasını daha rahat kabullenebilmek için antidepresanlar devreye giriyor. Bu kentte ne apartmanlarda ne otobüslerde ne de o çok sevdikleri alışveriş merkezlerinde birbirlerine güler yüz gösteren kişilere rastlayabilirsiniz. Çünkü onlar birbirlerini göremezler. Hücrelerindeki küçük pencerelerinden yıldızları seyretmeye çalışırlar…” Hepimizin mağduru olduğu düzenden söz ediyor yazar, tam anlamıyla ne içinde ne de dışındayız, arada bir yerlerdeyiz… Neodim, bir köye götürüyor Bizmut ve Radon’u; başları yasalarla dertte; aranıyorlar, saklanmaları gerekiyor. İzole bir ortamda buluyoruz kendimizi; tahammül edilemez düzenden kaçmış nitelikli insanların yaşadığı, paranın önem taşımadığı, üretimin varsıllığıyla mutlu olunan, ama çokça sorgulamanın, felsefi beyin fırtınalarının diyarı. En ilginci de hikâyenin yazarı da o köyün koruyuculuğuna sığınanlardan, yarattığı karakterlerle arasında ilginç diyaloglar geçiyor; hiç yadırganmıyor varlığı. Nereye sürüklendiği tahmin edilemeyen yolculuğa eşlik ediyoruz ve gözlemliyoruz; dünyada canımızı yakan ne varsa onu değiştirmeye kafa yorup uğraş verenlere karşı, kendi mutlak çıkarlarına sıkı sıkıya bağlı sistem üreticilerinin savaşını. Oysa herkesin isteği insanca yaşamak, özgür olmak. “… Çok istiyorum özgür olmayı. Belki de hastalık boyutunda bir özlem benimkisi.” Nefes almak için sustu ve tam devam edecekken Neodim sözünü kesti:  “Sen vicdanlı birisin Bizmut, bu yüzden hiçbir zaman yeterince özgür olamazsın.” Neodim, Bizmut’u birilerinden kaçırmaya, korumaya çalışırken ondan hoşlanıyor da… Ama özgür olabilmek için yalnız yürümek gerektiğine, kimseyi çok sevmemekle, kimseye bağlanmamakla özgür kalabileceğine inanıyor. Yanlışları düzeltmeye odaklı insanların mücadelesiyle örülmüş düşsel doku şu soruları getiriyor beraberinde; okuduklarım masal mı, bilim kurgu mu ya da ütopik, distopik mi, yoksa fütürizmin dinamiklerini mi savunuyor metin? Yanıt kendiliğinden geliyor; apaçık gerçek her şey, apaçık; çünkü romanın felsefi dili gerçekçilikten kopmanızı engelliyor. Yabancı değilsiniz o gezegende anlatılanlara; hatta her insanın ayrı bir gezegen olduğunu duyumsuyorsunuz. Bu masalsı serüvene dâhil olmak isteyenlere, Gezegen’i okumalarını tavsiye ediyorum; dopdolu içeriğiyle Gezegen’in size anlatacağı çok sözü var. Kaleminize sağlık Sait Çüm.  Kitaplar ölümsüzdür; kitaplar iyi ki var…   “… Kendimize güvenebilir miyiz sizce? Sahi her durumda doğru olanı yapacağınıza dair söz verebilir misiniz kendinize? Bir ölüm kalım anında öne atılıp kendi hayatınız pahasına arkadaşınızı ya da herhangi birini kurtarabilir misiniz? Feci bir kaza sonrası ömrünün geri kalanını felçli olarak geçirmek zorunda kalan eşinize yıllarca sevgiyle bakabilir misiniz? Değer verdiğiniz kişiler için fedakârlık sınırlarınızı hiç düşündünüz mü? Ne kadar para size yanlış olanı yaptırabilir? Ya da sahip olduklarınızı kaybetmemek için görmezden geldiğiniz kaç yanlış var?”                  
GezegenSait Çüm · Edebiyatist Yayınevi · 201911 okunma
·
135 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.