Sevgili Sait Çüm’ün kaleminden Gezegen… Gerçekler, düşler ya da temenniler, başka bir dünya özlemi, tümü bu romanda.
Sihirli kurguyu ilk sayfalarda ayrımsıyoruz, değişik bir dünyaya adım attığımızda. Adlarını elementlerden alan karakterlerle tanışıyoruz örneğin; Neodim, Seryum, Radon, diğerleri… Çoğu birbirinin yaşamına değen, Gezegen’deki doludizgin maceraların aktörleri. Ana kahramanlardan Bizmut’un yapmayı planladığı eyleme odaklanıyoruz. Bilinmeze doğru yürüyor cesurca, yüz elli yıllık restoranın kapısından giriyor; önceden kötü anılarını anımsattığı gerekçesiyle hep uzak durduğu eski yapı, yangın nedeniyle can kayıplarının yaşandığı mekân; Bizmut da bir sevdiğini yitirmiş o restoranda ve onu bir anlamda anmak için orada; başına geleceklerdense habersiz… Kötü amaçlı insanlar eliyle ülkemizde gerçekleşmiş hazin olaylara farklı pencerelerden göndermeler yapılıyor, roman boyunca da bu sorgulamalar sürüyor, derin bir dünya analiziyle…
Yükseköğrenim görmüş, ancak pek çok genç gibi mesleği dışında, mutlu olmadığı bir işte çalışan Bizmut’un hayatı başka yöne evriliyor, restoran ziyaretini sonlandıramadan; nezarethane, ölümle burun buruna geldiği anlar ve Neodim tarafından kurtarılması iç içe girmiş hikâyelerle aktarılıyor…
“… Apartman sakinlerinin bile birbirlerinden kaçtığı, herkesin görünmez yaşamak istediği bir kentti burası. Kişiler diğer kişiler hakkında iyi düşünmüyorlar, bu nedenle kendilerini korumak için etraflarına duvarlar örüyorlar. Kendi benliklerine mahkûm olup yıllarca duvarların arasında yaşadıktan sonra çıldırma eşiğine yaklaştıklarını hissedip hapishaneden kaçış planları yapmaya başlıyorlar. Yapılan yüzlerce kaçış planı başarısız olduğunda ise alınan müebbet hapis cezasını daha rahat kabullenebilmek için antidepresanlar devreye giriyor. Bu kentte ne