Abdurrahman Yücesoy / Katil 2419
Zihin ne mucizevi bir şeydir değil mi? Sadece kişiye özel, kimsenin erişemediği özel bir alan. Ya erişilebilir olsaydı ya da zihnin seninle bir oyun oynasaydı. Neyin gerçek neyin hayal olduğunu sorgulayacak ve zamanlar arasında yolculuk yapacaksınız. Sevgi ve intikamın ne kadar kuvvetli duygular olduğunu ve insanlara neler yaptırabileceğini öğrencisiniz. Bilim kurgu, distopya ve felsefenin iç içe geçtiği, sevgi ve intikamla harmanlandığı harika bir kitap #Katil2419.
Seda yirmi iki yaşında bir üniversite öğrencisi. İnsanları seven ve onlara yardım etmeyi alışkanlık haline getiren sevecen biri.
Selin, Seda’nın ev arkadaşı ve aynı okulda okuyorlar. Burjuva sınıfına düşkünlüğü olan ve her gece farklı erkeklerle takılan biri.
Bertuğ yirmi dört yaşında, burjuva sınıfından ve neyi isterse elde etmeye alışmış şımarık oğlumuz. Şimdiki takıntısı Seda. Egosu onu reddeden Seda’yı istiyor.
Bu üçlüyü bir araya getiren ve hayatlarını değiştiren Nadciv. Bu isme dikkat edin. Sizin her şeyi sorgulamanıza ve doğruyla yanlışın ne olduğunu düşünmeye itecek. Nadciv Bertuğ’u öyle bir oyuna davet ediyor ki kimlerin kurban olup kimlerin yaşayacağını soluksuz okuyacaksınız.
Birden 400 yıl sonrası 2419 yılına gidiyoruz. İşte bu bölüm efsane. Büyük duvarların içinde yeni bir düzen, hata kabul etmeyen bir sistem. Ta ki Jen’e kadar. Peki Jen kim? Duvarların dışında kimler var? Bugün yazılmış olan bir kitabın 400 yıl sonraki yaşanılacakları bilebilmesi sonu etkileyebilecek mi?
Oyun içinde oyun. Çok etkileyici bir kitaptı. Bu tarzı seven herkesin okumasını tavsiye ederim.
Keyifli okumalar…