Benim sürekli gördüğüm bir seriydi. Ben böyle dram ve aşk dolu kitaplara bayılıyorum. Yazarın betimlemelerini sevdim , kalemi bence güzeldi. Ben seriyi resmen 2 güne yakın bir zamanda bitirdim. Yani kitabı elimden bırakamadığımı anlamışsınızdır. Ben Bora karakterine çok sinir oldum ya. Hem sevdim hem sevmedim çok arada kaldım öyle diyeyim. Bir haraketi bir karaketini tutmuyordu normal değildi zaten. Gerçi kadın karakterde öyleydi. İkiisininde psikolojisi yerinde değildi. Zaten ikisininde yaptıklarını doğru bulmuyorum. Bora ve Hande arasında her ne kadar nefretten doğan bir aşk olsa da her an birbirlerine sırt çevirebilirler. Hande'nin kitapta yaptığı ve verdiği bir çok karar bence doğru olanıydı. Öyle bir anda biz olsaydık belki de bizde o cesareti bulup yapardık. Hande karakterinin savaşçı ruhuna aşık oldum. Bize böyle kadın karakterler lazım . Sürekli birbirlerini tehdit etmelerine deli oldum bir salın ya. Bora karakterinden başta ne kadar nefret etsekte sonlara doğru öğrendiğimiz gerçekler ve geçmiş sayesinde onu anlayabiliyoruz. Zaten kitap başladığı an nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Aşk, dram, aksiyon, polisiye ve entrika dolu bir kitaptı. İkinci kitabın yorumu geliyor.
Hiçbir günah kefaretini unutmaz.
Hiçbir kirli sır gecenin nezaretinde tutuklanamaz.
Geleceği ellerinden tek gecede koparılan bir adam, öleceğini bilse dahi sessizliğin kanatlarına sığınmaz.
İki karanlık gecenin iki büyük suça gebe kaldığı ve iki yabancı ruhun birbirine körkütük düğümlendiği acı bir hikâyenin içindeyim. O iki yabancı ruhtan biri benim. Ve ben bir zamanlar, yolunda giden bir hayata sahiptim. Bir gün o çıkageldi ve içinde sadece doğruların olduğu dünyamı yanlışlarıyla altüst etti. Gözlerime bir kez bakması bile beni düşürmeye, düştüğüm yerde darmadağın etmeye yetti. Beni tehditlerle örülü bir kafese hapsetti, o kafesin kilidini ve anahtarını elime verdi. Gitmek de, kalmak da senin seçimin dedi. Ama ne kalabildim ne gidebildim. Yalnızca bekledim. Benim de onu düşüreceğim bir gün elbet gelecekti ve ben intikam almayı severdim.
O gün geldi. Bir leyl vaktinde, ay gecenin yüreğime işlemişti. koynunda dalgalanırken, hakikati sırtından vurdu kirli parmakları. Artık bu saçma hikâyemizde bizden başkaları da vardı. Zaman aktı... Kendiliğinden kırıldı hapsolduğum kafesin kapakları. Dışarıya adım attığım an hislerim pervasızca tökezledi. Zira sevdayı puslu gecelerde kazıyan adamın ruhu artık içime
"Haklıymışsın," dedi beni öldürmek ister gibi.
"Senin hikâyenin esas adamı ben değilmişim."