Gönderi

Merhametli Cadı: Kirke
Puan vermedi·408 syf.··
2023 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2023 02:35
Kirke, Yunan mitolojisinin öyküleştirildiği bir eser. Yunan mitolojisinde büyücü tanrıça olarak bilinen Kirke ismi kitapta ‘’Atmaca’’ anlamıyla karşımıza çıkıyor. Bu ismi Kirke’ye teyzesi veriyor. Saçları gür, çenesi sivri, koyu tenli ve heybetli bir görüntüsü olduğu için kendisini bir vaşağa benzeten Kirke, uzun yıllar aynaya bakmaktan çekinen ve kendini hiç beğenmeyen bir tanrıçadır. Bu yüzden isimleri Işıltılı (Lampetie) ve Parlak (Phaethusa) anlamlarına gelen üvey kardeşlerinin güzelliğine hep gıpta eder. Kirke, doğduğu andan itibaren babasına karşı olan hayranlığını gizleyemediği için babasını annesinden bile kıskanır. Babası Güneş’i simgeleyen Titan Helios’tur. Ona olan bağlılığını ‘’Babamın ayaklarının dibindeyken bütün dünya altındı. Işık aynı anda her yerden gelirdi, sarı cildinden, parlak gözlerinden, saçlarının bronz ışıltısından. Teni maltız kadar sıcaktı, izin verdiği kadarıyla ona sokulurdum, öğle vaktinde kayalara sokulan bir kertenkele gibi.(s.12)’’ şeklinde anlatır. Babasının hem güneş gibi parlak hem de güneş kadar yakan bir yüceliği olduğunu düşünür Kirke. Herkesin babasının önünde diz çökmesi, babasını dinlemesi onu hep etkiler. Kirke’nin annesine karşı olan sevgisi babasına duyduğu sevginin tam tersidir. Annesi Perseis, daima başkalarını dinleyen, çocuklarının sorumluluğunu alamamış biridir Kirke’nin gözünde. Bir gün Kirke’nin Pasiphae adında kız kardeşi doğar. Hemen ardından kız kardeşine çok benzeyen bir erkek çocuk doğar ve annesi oğluna kendi adını vermek ister: Perses. Kirke’nin amcası Prometheus, Tanrıların Kralı olarak bilinen Zeus’a başkaldırdığı için ömür boyu zincirlenerek tutsak edilmiş ve yargılanmıştır. Büyük bir meydanda toplanan insanların önünde amcasının işkence yapılarak yargılandığını gören Kirke, çok üzülür ve onu kurtarmak için elinden geleni yapar ama başarılı olamaz. Zeus’un babası Kronos yıllar önce duyduğu bir kehanet üzerine doğacak olan çocuğunun onu tahtından edeceğini öğrenir. Bu sebeple doğan çocuklarını yaşatmak istemez ve bulduğu çözüm onları yutmaktır. Ancak karısı Rheia oğlu Zeus’un doğumunu saklayarak onu yutmasına izin vermez. Bu kehanet bir gün gerçekleşir ve Kronos’un boğazından zehirli otlar çıkar. Bu otlar Kronos’un yuttuğu çocuklarıdır. Zeus başta olmak üzere diğer çocukları da Kronos’un tahtına geçerler. Ve Titanlar gibi kendilerine bir isim koyarlar: Olymposlular. Titanlar ve Olymposlular arasında hep bir çekişme vardır. Kirke’nin babası Helios ve Olymposlu Zeus arasında hem bir anlaşma hem de zıtlaşma durumu söz konusudur. Buna, Zeus’un oğlu Apollon’un ve Kirke’nin amcası olan Boreas’ın aynı kıza aşık olup peşinden koşarak elde etmeye çalışmaları örnek verilebilir. Apollon,’’ ışıltılı yayın tanrısı’’ olarak bilinmektedir. Çok iyi ok kullanabildiği için ona bu isim verilmiştir. Ona çok benzeyen ikiz kardeşi ise, ismi ‘’ay ışığı ile aydınlanan avcı’’ anlamına gelen Artemis’tir. İkisi de sarışın ve yakışıklıdır. Bu sırada Kirke’nin kız kardeşi Pasiphae, Zeus’un oğlu Girit Kralı Minos ile evlenmiştir. Minos’un annesi ölümlü olduğu için Pasiphae’nin babası Helios ve annesi Perseis bu evliliği istemez. Ama Pasiphae Minos’a çok aşık olduğunu söyleyerek onunla evlenir. Bu sırada da Perseis, Kirke’ye bir erkek kardeş daha verir. Kirke’nin babası kardeşine ‘’Kartal’’ anlamında gelen Aietes adını verir. Kirke diğer kardeşlerinden görmediği samimiyet ve ilgiyi Aietes’ten gördüğü için onu çok sever ve sahip çıkar. Kirke bir gün gemi ile gezintiye çıkmıştır ve bir balıkçı olan Glaukos’a aşık olur. Glaukos fakir ve aynı zamanda ailesine tek başına baktığı için çok fazla borcu olan bir ölümlüdür. Kirke, Glaukos’un buna üzülmesini istemez ve gidip anneannesi Tethys’ten borçlarını kapatmasını ister. Anneannesi Glaukos ölümlü olduğu için Kirke’den bir söz vermesi karşılığında borçları kapatacağını söyler. Anneanne Tethys’in torunundan isteği, ölümlü olan Glaukos ile bir ilişki yaşamayacağına dair söz vermesidir. Kirke anneannesine söz vermiştir ancak Glaukos ile evlenmek için onu ölümsüz biri yapmanın yollarını arar. Bundan kimsenin haberi yoktur. Kirke bir çiçeğin suyunu sıkar ve Glaukos’a bunu içirir. Kirke’nin aşık olduğu adam artık ölümsüzdür ve onu ailesiyle tanıştırmak için babasının sarayına götürür. Sarayda Kirke’nin kuzeni Skylla’yı görüp aşık olan Glaukos duygularına karşı koyamaz. Bunu fırsat bilen Skylla ise Kirke’yi kıskandırmak için elinden gelen her şeyi yapar. Kirke en sonunda buna dayanamaz ve Skylla’nın yıkandığı nehri onu çirkinleştirmek için kullanarak ‘’varlık çiçekleriyle’’ pis bir suya çevirir. Skylla’nın çirkin halini gören Glaukos bu sihrin bozulması için gidip Kirke’nin babası ile konuşur. Kirke, özel gücünü kötüye kullandığı için babası Helios ve Olympos Kralı Zeus’un ortak kararıyla ıssız bir adaya sürgün edilir. Kirke geldiği adada başlarda yalnız olduğu için çok üzgündür. Zamanla ormana, bitkilere, hayvanlara alışır ve kendi gücünü keşfetmeye başlar. Arada ulak olarak yanına Zeus’un oğlu Hermes gelir. Kirke, Hermes’ten etkilenir ancak ona aşık olmadığının farkındadır. Hermes’e Skylla’nın nasıl bir durumda olduğunu sorduğunda ise Skylla’nın bir canavara dönüştüğünü, güzelliğinden hiçbir eser kalmadığını, ona yaklaşan herkese zarar verdiğini anlatır. Kirke, Skylla’ya bunu yaptığı için üzülür. Bu sebeple de Skylla’nın yanına giderek onu ziyaret etmek ister ancak Skylla çok kötü davranarak Kirke’ye zarar vermeye çalışır. Kirke’nin yaşadığı ada olan Aiaie kimsenin gelmediği ve Kirke’nin yalnız yaşadığı bir yerdir. Bir gün adaya bir gemi yanaşır. Daidalos adında biri Kirke’nin yanına gelerek onu kardeşi Pasiphae’nin yanına götüreceğini söyler. Pasiphae kardeşi Kirke’ye hep kötü davrandığı için Kirke bunun sebebini anlayamaz ama gitmeyi kabul eder. Kirke kardeşinin yanına gittiğinde Pasiphae’nin çok sancılı bir doğum yaptığını görür. Pasiphae’nin de ablasından istediği şey doğumunu yaptırmasıdır. Doğum sırasında doğan çocuk Kirke’nin elini ısırır. Bunun sebebi ise Pasiphae kendi eşi Minos ile değil, bir boğa ile ilişkiye girmesi ve bir canavar doğurmasıdır. Kirke kardeşinin doğumunu yaptırdıktan sonra kendi adasına döner. Bir gün kapısı çalar ve Odysseus adlı bir denizci, tüm gemi mürettebatı ile Kirke’den yardım ister. Kirke, elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışır. Onlara mutfağında ne varsa ikram eder. Kirke denizci Odysseus’a ilgi duyar ve onunla yakınlaşır. Uzun bir süre birlikte yaşayan Kirke ve Odysseus’un ayrılması gerekir. Odysseus, arkadaşları ile birlikte Aiaie’yı terk ederek Kirke’yi mecburen yalnız bırakır. Tam bu sırada Kirke hamile olduğunu öğrenir ve yalnız bir şekilde doğum yapar. Bunu öğrenen Zeus’un kızı Athena, Kirke’ye ve oğluna zarar vermek için elinden geleni yapar. Kirke oğlu Telegonos’u korumak için ona bir iksir içirir. Büyüdüğünde babasını ve onun kim olduğunu soran Telegonos, babasının Kral olduğu İthaka adasına gitmek istediğini söyler. Kirke oğluna bir şey olacağından korkuyor da olsa ona izin verir. Böylece Telegonos babası Odysseus’u bulmaya gider. Odysseus oğlunun söylediklerine inanmaz ve onu öldürmek isteyen bir düşmanı zanneder. Bu sebepten dolayı Telegonos babasından nefret eder. Çünkü Kirke oğluna bu zamana kadar babasını hep iyi biri olarak anlatmıştır. Odysseus oğlu Telegonos’un mızrağına dokunduğu için ölür. Bu durumda babasının ilk eşi olan Penelope ve oğlu Telemakhos ile annesinin yanına Aiaie adasına geri döner. Bir gün Athena gelir ve Penelope’nin oğlu Telemakhos’u babasının yerine kral yapmak istediğini söyler. Telemakhos bunu istemez. Bunu duyan Telegonos babasının yerine kral olmak istediğini Athena’ya söyler. Ancak Kirke oğlunun gitmesini istemez. Oğlu onu dinlemez ve Athena ile birlikte gider. Kirke bu duruma çözüm olarak babası Helios ve Zeus ile konuşup cezasının kaldırılmasını ister. Zeus kabul eder. Böylece Kirke oğlunun arkasından gider ve onu bulmanın yollarını arar. Bu sırada ona yardımcı olan Penelope’nin oğlu Telemakhos vardır. Kirke’nin yolculuğu burada biter ve Telemakhos ile Aiaie adasına geri dönerler. Kitap hakkında olumlu pek çok yorum okuduğum için merak edip bir bakmak istedim. Mitolojik kavramları anlamakta ve takip etmekte zorluk çekmiş olsam da genel hatlarıyla kitabı çok beğendim. Sadece kitabın bitişini daha farklı hayal ederdim. Çünkü hikayenin gidişatına göre ilginç bir son bekliyorsunuz. Duygulandığım pek çok yer olmasıyla birlikte Kirke; kendine olan güveni, aşkının gücü ve herkese kafa tutan özgürlüğüyle beni fazlaca etkiledi. Kitabı özetleyen bir cümle ile yazıyı bitirmek istiyorum: ‘’ Sonra tıpkı bir yayın ok için büzülmesi gibi dünyayı kendi arzuma göre bükebileceğimi öğrenmiştim. Böylece bu gücü elimde tutabilmek için bin kat fazla angaryayla uğraşmaya razıydım.’’ (s.88) İyi okumalar dilerim.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
·
192 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.