OLRİC –OLRİC-OLRİC
Merhaba.
Bu kitabın Olric’le meşhur olması ana temasına haksızlıktan başka bir şey değil. Tutunamayanlar deyince hiç okumayan insanın bile aklına hemen ‘Olric’ geliyordur eminim.
Ve internette çok fazla- Olric/Efendimiz- temalı romantik diyaloglar var çoğunun ise kitapta yeri bile yok. Ezberden popülarite, ezber de demeyelim hayal ürünü tamamen :(
Gelelim canım romana.
Turgut Özben isimli mühendis bir gün gazeteden Selim Işık isimli arkadaşının intihar haberini görüyor. Üzüntü ve hayretle neden intihar etmiş olabileceğine dair merağı hayatının tek amacı haline geldiğinden araştırmalara başlıyor. Araştırmalarını yaparken kendini sürekli Selim Işık’ın yerine koyuyor. Çok fazla ortak yön buluyor. Hayatı, işi gücü Selim Işık oluyor. Selim’in hayatı zihnini sürekli kurcalamaya, adeta aklının karıncalanmasına sebep oluyor. Selim’i tanıyan kimler varsa hepsine tek tek ulaşıp onlarla Selim’i konuşmaya, her konuştuğuyla Selim’in farklı bir yönünü öğrenmeye, öğrendikçe de kendini Selim’e benzetmeye başlıyor. Kitaptan şu alıntıyı eklemeliyim: “Bir mayıs günü, arkadaşı SELİM IŞIK’ın hayattan kendi arzusu ile ayrılması üzerine onun yerine geçti.”
Turgut Özben varoluşsal sancılar çekmeye başlayınca çevresinden el etek çekip kendi iç dünyasına yoğunlaştıkça iç sesiyle daha çok haşır neşir olmaya başlıyor. Ve bu iç sesine Olric adı veriyor. Onunla sohbet ediyor.
Hepimizin içinde bir Olric var sanırım kızan, gülen, muhakeme eden…
Ben okuyucu olarak psikolojik buşacılığı gözlemledim. Selim Işık olayından çok fazla etkilenen Turgut Özben’in hayatı ne yazık ki eski düzende ilerleyemiyor. Hayata olan bağlılığı gitgide kayboluyor. Kendini arkadaşıyla o kadar özdeşleştiriyor ki kendi de nihayet “tutunamayanlar” zümresine dahil oluyor.
“ bu kitap ne ciddi kavgaların, ne