Puan vermedi·256 syf.····Okunma: 01 Mart 2023 00:00 "DİKKAT! SPOİLER VAR"
Beyaz Diş, Amerikan edebiyatının en önemli yazarlarından olan Jack London'ın yazdığı muhteşem bir eserdir.Neden mi? Çünkü her ne kadar bir hayvanın hayatını anlatsada aslında o hayvan dediğimiz mükemmel canlının gözünden vahşi olan bir yaratığıda anlatır. Yani biz insanları. İnsanın insanla ve doğayla olan mücadelesini destansı boyutlara ulaştırır. Hayattaki zorluklara karşı ne olursa olsun elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiğini ayrıca doğadaki her canlının vahşi bile olsa sevgiye muhtaç olduğunu aşılar. Roman,bir kurt ve köpek kırması olan yavrunun benliğini bulma yolunda vermiş olduğu yaşam savaşını ele alıyor. Aynı zamanda insanların hem acımasız hem de nazik olabilen yönleriyle, vahşi bir hayvanın insanlar ile onların yaşam biçimlerine adapte olmasının ne kadar zor olabilecegini gösteriyor.Hayatın acımasızlığı ve yaşam mücadelesinin sertliğini, yazar romanın başında yavru hayvanların bile henüz hayata tam olarak adapte olamadan av ya da avcı haline gelmeleri örneğiyle ele almıştır. Yazar Beyaz Diş'in keklik yavrularını yemesiyle kurtların vahşi tarafını düşündürürken bi yandan da Beyaz Diş'in kendisinin av olmaktan son anda kurtulmasıyla okuyucu olan bizlere doğanın acımasızlığını derinden algılayabilmemizin yolunu açıyor.Jack London, Beyaz Dişi anlatırken adeta bir insan gibi psikolojik durumuyla da ilgili tanımlamalar yapmış. Hatta bunun kişileştirme değil adeta insanlaştırma olduğu bile söylenebilir.Açık biçimde insanların karakterinin hayatına giren kişiler ve hayat şartlarına uygun biçimde şekillendiğinin düşüncesindedir London. Beyaz Dişin acımasızlığı ve katı yürekliliğinin nedeni dışlanarak kendisine kötü davranılması ve kendisininde bundan dolayı güçsüz olanlara karşı aynı şekilde hareket etmesidir. Yine başkalarından sevgi görmediği için içinde bir yerlerde sevgiyle kendini gösterecek yönlerin de kitabın sonlarına kadar gösterilmemesi vahşi içgüdülerine, küçüklüğünden beri sert ve acımasız bir dünyada büyümesine ve yaşadığı acılara rağmen en sonunda ihtiyaç duyduğu tek şeyin sevgi olduğunun ortaya çıkmasıda London'un tüm insanlığa ilettiği bir mesajdır.Beyaz Diş aslında çocukluk yıllarını yaşaması gerektiği gibi yaşayamayan insanların da birer yansımasıdır. Okuyucu olarak bizler de, hayatta güçlüklerle baş etmek konusunda tek başımıza kalmamıza neden olan kendimizi Beyaz Diş'in yerine koyabiliriz. Hayatta kalmak için sürekli mücadele etmek ve güçlü olmak zorunda olduğunu bilen Beyaz Diş gibi mücadelemize yılmadan devam etmeliyiz. Çünkü doğa kuralları her yerde geçerli ve yalnızca güçlü olanlar kalabiliyor. London'un da dediği gibi "İlham gelmesini bekleyemezsiniz. Elinizde bir sopayla peşinden gitmeniz gerekir."
Sevginin iyileştirici bir güce sahip olduğu, sevginin sadece erkek ve kadın arasında romantizme dayalı olmadığı,sevginin hem bedene hem sağlığa olumlu etkisi olduğu bu romanda çok güzel bir şekilde yansıtılmıştır. Beyaz Diş'in bir anda köleleştirilmiş bir canlıyı temsil etmesi temelde ruhunda olduğu söylenilebilir.Kitabın seyrinde karşımıza çıkan Jim Hall karakterinde bu düşünceyi doğruluyor. O halde "zalimliğin ve zorbalığın ister insan, isterse hayvan dünyasında olsun karşılığı köleleştirilmiş bir ruhla sonuçlanır." ifadesi doğru olur. Ve dikkat çekenlerden bir tanesi Beyaz Diş'in normalde rahatı seven bir tavrı varken Scott bir şey yaptığında hemen peşine düşmesi. Çünkü o zamanlar içini boşluk hissi kaplıyor. Bu durumda Beyaz Diş tarafından bu ilişkinin henüz gerçek sevgi değil de sevgi kılığına bürünen bağımlılık biçimini teslim ediyor.
Uzun lafın kısası bu kitabı iyi ki okumuşum. Okuduğumda vicdanımın yerinde olup olmadığının kontrolünü yapmış oldum. İnsanlar olarak bu kadar kötü olmamıza rağmen onlardan o kadar çok şey öğrenebiliriz ki. Hayvan diye kötü sözcük oluşturmuş olmamız onların ne kadar değerli varlıklar olduğunu ve bizi insan yaptıklarını unutmamızı sağlamış. Hayvan sevgisi olmayan bir topluma istediğiniz kadar eğitimden bahsedin hiç bir faydası olmaz. Bunun sınavına girseydik sınıfta kalacağımız açık ve net ortada. Daha insan sözcüğünü bilmiyoruz. İnsanların girip okuduğu üniversitelerde nasıl okuyacağız? Ama en acısı da böyle bir ortam olsaydı gösteriş olsun diye onu da yapardık. Çünkü maalesef ki insanız!...