·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Nisan 2023 14:02 Peri masalı gibi! Kitapta anlatılanlar büyüleyici. Okudukça; bunlar gerçek değil, böyle toplumlar gerçekten var mı?.. diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi. Medeniyetin gözünü seveyim…
Kitap, yazarın çocukluk yıllarından başlayıp şu an Türkiye’de bir ekol olma yolunda ilerleyen “doğada eğitim” anlayışını anlatıyor. Eğitimde öncü olan Finlandiya’da çocukların doğayla iç içe yaşayışları ve bu anlayışın ülkemizde nasıl yaygınlaşabileceğini irdeliyor. Doğada yapılandırılmamış oyunların, çocuklar üzerindeki bilişsel, psikomotor, duyuşsal… gelişimlerine olan katkısı bilimsel verilerle ispatlanıyor. Doğada vakit geçirmenin, hangi yaş grubunda olursanız olun bir temel ihtiyaç olduğununun altını defalarca çiziyor. Bir anne olarak kitaba puanım on üzerinden on olur.
E peki hocam neden sekiz puan verdiniz diye sorarsanız; sekiz puanı bir öğretmen olarak veriyorum. Sınıf öğretmeni olarak bu masal gibi yaşamın maalesef ülkemizde gerçekleşebileceği kanısında değilim. (En azından bu anlayışın oturması uzun yıllarımızı alır.) Kitapta anlatılanlar okulöncesi öğretmenlerinin fazlasıyla uygulayabileceği bir sistemken maalesef öğrenci gruplarının yaşları büyüdükçe bu sistem uygulanamaz hale geliyor. Aşırı ve gereksiz müfredat yoğunluğu, mutluluğun veya yeteneğin gözardı edildiği dayatma eğitim öğretim anlayışı, aşırı kalabalık öğrenci grupları, eğitimde fırsat eşitliğinin sadece kanunlarda yazıldığı ama icraatta hiçbir zaman konuşulmadığı, tek tip insan yetiştirmenin ve ezberci eğitimin zemine oturtulduğu canım ülkemde maalesef ama maalesef bu mümkün değil… (Yine de umudu yitirmeyelim. Bizler elimizden geleni yapalım.)
Bir gün, dünyada yaşamı güzelleştiren durumların eğitimli ve duyarlı insanların sayesinde olduğunu anlarsak her şeyin çok daha farklı olacağına inanıyorum. Kitabı okumak için eğitimci olmak şart değil; başta kendini eğitmek ve farklı bir bakış açısına sahip olmak isteyenler okuyabilir..