·96 syf.····Okunma: 13 Nisan 2023 12:12 AH BİZ İNSANLAR
kitaptan alıntı yapmamakla beraber çok iyi kurgulanmış bir kitap.
Trajikomik olmasının yanı sıra amacı bu zaten vermek istediği öğütler, nasihatler ve insanlık dersleri var peki bunlar neydi :
1) Biz insanoğlu gerçekten ne istediğimizi bilmiyoruz evet gerçekten bilmiyoruz konuşana neden konuşuyorsun, konuşmayana neden konuşmuyorsun, oturana neden oturuyorsun, ayakta olana da neden ayaktasın diye yorum ve yargı dağıtırız sahi biz karşımızdakilerden ne istiyorduk?
2) Sahibi olduğumuz şeylerden çok gözümüz hep karşıdakinin elinde bulunan da bizimki daha güzel olmasına rağmen en iyisi bizdedir ama biz onunkini isteriz .
3) Zenginin nerden ve nasıl getirip yaptığıyla ilgilenmeyiz ,fakirin nerden ve nasıl getirip yaptığıyla ilgilenir suçlamada bulunuruz niye çünkü o ya çalmıştır veya ikramiye çıkmıştır. Peki ya zengin olan nerden çalıyordu pardon getiriyordu ?
4) Yardıma ihtiyacı olanı ezeriz kendimizi onun ve onların gözünde büyük ve yüce göstermek için onlarla üstten konuşur bize muhtaç olmasını isteriz hatta yalvarsa daha da hoşumuza gider peki neden , niçin? Niçin alçakgönüllü olmayı hiç mi hiç beceremedik ve beceremiyoruz?
Kitabın baş kahramanı olan Akakiy AKAKİYEVİÇ kendi halinde etliye sütlüye karışmayan sıradan diye nitelendirebileceğimiz bir devlet memuru, elindekiyle yetinen hatta belkide minimalist diyebileceğimiz bir devlet memurudur kendisi. Mektupları temize çekmek belkide hayattaki en zevk aldığı iş ki , iş dışında da sosyal aktivite olarak evinde bu işi yapıyor akşamları. Evet ,evet dediğim gibi Akakiy AKAKİYEVİÇ etliye sütlüye karışmayan kendi halinde biri ama işte nedense her şey gibi bu durumda insanları rahatsız ediyor. O dönemin insanları da böyle, bu sıradan devlet memuruyla dalga geçiyor fakat bizim memurun pek de umrunda olmuyor. Her şey iş arkadaşlarının da sabahlık diye isimlendirdiği paltosunun yerine bir palto diktirmesiyle başlıyor. Başta pek kolay olmuyor tabii Devlet memurumuzun maaşı orta da nede olsa , neyse bir şekilde biriktirip bizim terzi Petroviç' e diktiriyor . ( Okurken paltosundan sonraki hayatında meydana gelecek değişimi kendi içimde daha farklı bir şekilde yorumlayıp, kurgulamış olsam da ) iş arkadaşları paltosu için bir davet vermesi gerektiğini söyler ama Akakiy AKAKİYEVİÇ in maddi durumu ortadadır , daveti iş arkadaşlarından biri üstlenir,ve onun da katılması gerekir bunu hiç istemese bile katılmak zorunda kalır. Akşam eve dönüş yolunda bir grup yolunu keser ve onu döver , dövmeleri yetmezmiş gibi paltosunu çalarlar. Yarın olunca polise gider ama ne çare . Sonra arkadaşının tavsiyesi üzerine o mühim adama gider ama yine ne çare ; çare olmadığı gibi ona bir sürü hakaret eder onu küçük düşürür.ordan çok kötü bir şekilde ayrılan memur bunların üstüne bide soğuk yiyince ölüm döşeği onu bekliyormuş gibi yatağa düşer ve iki gün sonra paltosuna hasret bir şekilde gözlerini dünyaya yumar. Hayatının sesiz olması gibi ölümü de sessiz ve kimsesiz olur . İş arkadaşları bile ölümünü dört gün sonra öğrenirler.
Yazacak daha çok şey vardı ama ...