#NergisKokuluYorum
Belladonna
Bebekken öksüz kalan Signa, on dokuz yaşına kadar iyiliğinden çok ona kalacak mirası düşünen vasiler tarafından büyütülür ve bu vasilerden her biri, kötü bir sonla karşı karşıya kalır. Signa’nın son durağı, Thorn Grove'da yaşayan Hawthornelardır. Evin annesinin ruhu, Signa ile iletişim kurar ve birileri tarafından zehirlenerek öldürüldüğünü iddia eder. Signa, katili yakalamak için huysuz bir seyisten yardım istemek zorunda kalır. Ancak Signa'nın katili ortaya çıkarmak için tek şansı, ondan hiç uzaklaşamayan, büyüleyici ve tehlikeli bir gölge olan Ölüm’le ittifak yapmasıdır.
Belladonna konusu ile beni kendisine çekmeye yetti. Signa’nın yaşadıkları ve yaşayacakları fazlasıyla merak uyandırıcıydı. Ölüm ile olan diyaloglarını ve ilk zamandan bu yana ilişkilerinin verilmesini keyifle okudum. Okurken sizi duygudan duyguya sürükleyebilecek bir kurguya sahipti
Signa’nın kendine güvenen güçlü bir kadın karakter oluşu çok hoştu. Kendi yeteneğini keşfediyor oluşu, sınırlarını zorlaması ve her seferinde Ölüm ile bunu test etmesiyle hikaye daha da merak uyandırıcı bir hale geldi benim için. Ölüm’ü çok sempatik bulurken; Signa’ya olan desteği, yeteneklerini geliştirmesi için olan yardımları ile aralarında ki bağın kuvvetlenmesini okumak beni çok heyecanlandırdı. Zaman zaman arada kalmama sebep olan kişi ise seyis Sylas oldu Signa ile olan işbirlikleri ve zaman zaman etkileyici hareketleriyle kafamı karıştırmadı desem yalan olur. Signa’nın kuzeni için gösterdiği özveri, aileyi toparlamaya çalışması, olayların ardında ki gerçekleri soruşturması inanılmaz heyecan vericiydi. Kitabın sonları çok beklenmedikti bu yüzden benim için yaşadığım şokları asla unutamam Yetenekleri sayesinde Ölüm ile daha da yakınlaşan Signa’nın kendi hayatını nasıl şekillendireceği ve yapacağı seçimler merak konusu iken hiç beklenmeyen bir an da hikayeye sil baştan başlıyoruz