Puan vermedi·277 syf.····Okunma: 19 Nisan 2023 14:16 Kitabı okuyup bitirince kendi aile geçmişimi ne kadar da az bildiğimi fark ettim ki 80li yaşlarını geçmiş ve sağ aile büyüklerim olmasına rağmen. Eskilere dair travmatik şeylerin ne kadar az anlatıldığını fark ettim. Belki aile içinde konuşulan ve konuşulmaya değer görülen şeyler hep ne kadar mutlu, sağlıklı, bağlı olduğumuz olabilir. Ama geçmişte yaşanan kötü şeyleri, felaketleri de konuşmamız gerektiğini anladım.
Ne kadar bastırılırsa o kadar yüzeye çıkan bir şey geçmiş ve bunun bilinçaltımıza yansımaları. Kitapta da yazar kendi yaşam hikayesinden yola çıkarak anlatmaya başlıyor. Yaşadığı sağlık sorunlarına çözüm ararken dünyanın öteki ucuna gitmesi ve her seferinde çarenin anne babasıyla yüzleşmesi olduğu söylenmesi üzerine olaylar gelişiyor. Danışanlarının yaşadığı şeylere de pek çok örnek vererek olayların akışını aktarıyor. "Hayattaki en büyük korkun ne?" sorusunun cevabını arıyoruz kitabı okurken en çok. Bu soruya verilen cevaptan nasıl geçmişimize ve var olan travmalarımıza ulaşabileceğimizi anlatıyor.
Kitap boyunca fark ettiğim şey çözümün hep affetmekten geçmesi. İçimizde açılan yaraların, beynimizin bize oynayabileceği oyunların, aile dizimimizden gelen kalıtsal streslerin çözümü bunları ve sebep olanları affettmek ya da onlar için bugün iyi bir şey yapmak.
Hiç tanımadığın büyük büyük nenenin bugününü etkilemesi ürkütücü de gelse aslında her kadının kızı ile birlikte torununu da karnında taşıdığı bilgisi çerçevesinde her şey çok bilimsel görünüyordu.
Okuyup inanıp inanmamak size kalmış. Ama etkilenmemek mümkün değil. Ben biraz kendi aile büyüklerim üstünde düşüneceğim. Herkese hayırlı geçmişler.