Puan vermedi·176 syf.····Okunma: 23 Mart 2023 03:46 "Küçük Paşa"
Ebubekir Hazım Tepeyran tarafından yazılan Küçük Paşa kitabı Keleşoğlu Ali’nin eşi Selime'nin paşanın yeğeni için sütanne olarak İstanbul’a gelmesini, Paşanın Selime'nin oğlu Salih’i de himayesi altına aldığını, paşa vefat ettikten sonra paşanın karısının Salih’i konaktan atmasını, eski köyüne dönen Salih’in annesinin ve babasının ayrılıp başka insanlarla evlendiğini, Salih’in konak hayatından köy hayatına alışmaya çalıştığını, ve içler acısı sonunu konu alır.
Her şeyden evvel eserin ilk cümlesi “ Anadolu’da bir köy... Bir buçuk yıl evveline kadar müstebit hükümetin asker almak, vergi tarh ve tahsil etmek lazım geldikçe hatırladığı köylerden biri.” İle eserde devlet ve halk arasında geçen sorunların ele alınacağı belirtilmiştir. Anadolu’nun fakir, cahil kalmış, örselenmiş bir köyündeki halkın birbiriyle bağlantısı ve o dönemin yönetimiyle yaşanan sorunları, o dönemden beri süregelen belki hâlâ da çözülemeyen sorunları ele alıyor. Bu konular ele alınırken çok iyi siyasi ve toplumsal eleştiriler yapılıyor.
Anadolu’nun yoksul köylerinin yaşam standartlarını bir köy üzerinden ele alan Tepeyran Anadolu’da eğitim veren kurumların olmadığına da değinmiştir. Eğitim olmayınca insanlar her konuda noksan kalır. Konak hayatında yani kentlerde çocuklar için özel öğretmenler tutulduğu da görülmektedir. Örneğin paşa oğlu gibi gördüğü Salih için Fransız bir mürebbiye tutmuştur. Bu durum kırsal kesimde yaşayan ve kentte yaşayan kesimin arasındaki eğitim farkını ortaya koyuyor.
Ayrıca Ebubekir Hazım Tepeyran Osmanlı döneminde Dahiliye Nazırlığı, Cumhuriyet döneminde II., VI. ve VII. dönemlerde Niğde milletvekilliği yapmıştır. Dönemin önemli devlet adamlarından biri olduğu için eserde tarihi gerçekler de işlenmiştir (Askere alınma, dönemin koşulları, muinlik vb.)
Hem İstanbul hem Anadolu ustalıkla anlatılmış ama bu anlatımlar konudan bağımsız olduğu için okumanın akıcılığını bozan ve okurun sıkılmasına yol açan nedenlerden biri olabilir. Yazarın betimlemeleri, karakter tahlilleri çok iyi. Yazarın betimlemeleri o kadar ayrıntılı ki yazarın iyi bir gözlemci olduğu yaptığı betimlemelerden anlaşılabilir. Fakat betimlemeler uzadıkça okurun sıkılması ve konudan kopması önlenemez bir durum olur. Bu yüzden betimlemeler konudan çok uzakta ve uzun uzun yapılmamalıdır.
Ayrıca birçok karşılaştırma mevcut eserde örneğin; konak ve köy evi, kent yaşamının koşulları ve köy yaşamının koşulları,zengin fakir vb.
Vize ödevim olduğu için okuduğum bir kitaptı keşke okumasaydım demiyorum,iyi oldu okuduğum.:)