Kalemi kuvvetli bir çevirmen ve yazar olan Şehsuvar Sami cumhuriyetin ilanından sonra her İttihatçı gibi ölümün soluğunu ensesinde hisseder. Kendisi için en güvenli yöntemin saklanmak değil göz önünde olmak olduğunu gark edince Pera Palas’ta yaşamaya karar verir. Burada geçirdiği iki haftayı aşkın sürede eski sevgilisi Ester’e yazdığı mektuplarla tarihe ışık tutmaya başlar.