Sonsuz yıldız veriyorum!
Hayatımda hiç bir kitaba bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum. (Belki çoook eskiden okuduğum Mavi Saçlı Kız kitabında ağlamıştım onun da zaten konusu bu kitaba çok benziyordu) Bu kitabı okurken kitabı alıp sarıp sarmalayasım geldi Poppy ve Rune hem birbirlerine olan güçlü aşklarıyla çok tatlılardı hem de hüzünlü anlarla ciğerimi söktüler. İlk sayfadan son sayfaya kadar saf sevgi, saf aşk vardı. Rune’un öfkesinin bir türlü dinmeyişini bazıları çok fazla bulmuş bence 17 yaşın getirdiği olağan teenage angst tam da böyle mantıksız sınırlarda sayılabilecek seviyede olur, gayet normal geldi bana. Sarışın, uzun saçlı, clear blue eyeslı Norveçli cool Rune her halinle ve Poppymin’ine olan yoğun aşkınla beni benden aldın… Ve hayat dolu tatlı Poppy; hayat ve ölüm hakkında korkularımı yenmem için ve bir ânın ne kadar önem taşıdığı hakkında bana çok güzel dersler verdin. Kesinlikle diyebilirim ki Bin Öpücük en sevdiğim kitaplar arasında olacak, sonsuza dek, daima…
Poppy took my hand and held it to her cheek. “I really believe that tales of loss don’t always have to be sad or sorrowful. I want mine to be remembered as a great adventure that I tried to live as best as I possibly could. Because how dare we waste a single breath? How dare we waste something so precious? Instead, we should strive for all those precious breaths to be taken in as many precious moments as we can squeeze into this short time on Earth. That’s the message I want to leave behind. And what a beautiful legacy to leave for those I love.”