·309 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Nisan 2023 21:29 Aile...kara delik... İyisi ve kötüsüyle aile. Peki hepimiz için aile tanımının farklı olabileceğini ne zaman fark edebileceğiz? Her annenin her babanın iyi olduğu algısından ne zaman kurtulabileceğiz? İnsanların en savunmasız anları olan bebeklik ve çocukluk anılarında yaşadıkları istismarları dinlerken ya da okurken onları zerre anladığımızı düşünmüyorum yine de Vigdis Jjorth kitaptaki ifade şekilleri ile okurken sizlerde travma yaratmadan kendi aile bireylerinden biri haline getiriyor sizi ve kitabı okuduğunuz süre boyunca ana karakter olan Bergljot yerine ailesine heyyy içinizden birinin kalkıp da nedir senin meselen diye sormaması ne kadar içini acıtıyor farkında değil misiniz?! diye sormak geliyor.
Babası tarafından istismara uğrayan Bergljot'un acı hikayesi işleniyor kitapta ancak kitaptaki acı kelimesi birçok farklı nedeni içinde barındırıyor. İstismara inanmayarak ya da inanmak istemeyerek kendi evladını yalnız bırakan bir anne ve çıkar çatışması sebebi ile kardeşlerine inanmak istemeyen kardeşler...
Bazen kendi yaşantımızda konuşarak her sorunu çözeceğimize inanırız ya işte bu kitapta konuşarak her şeyin nasıl karmaşıklaştırıldığını göreceksiniz çünkü konuşan ve acı çeken bir insanın karşısında onu duymayan ve anlamayan en yakınları var.
Ailede kötü baba gibi algılansa da bence yazar anneye daha büyük kızgınlık besliyor ya da anne daha büyük bir hayal kırıklığına sebep veriyor. Bunu da aşağıdaki alıntı ile örneklemek isterim:,
"Babam beni annemin rakibi haline sokmuştu, annem de bunu anlamıştı, o, tüm sıkıcı gerçeklerden kaçmaya alışkındı, başa çıkması gereken o kadar fazla yarası vardı ki kendini benim yerime koyamazdı. Kendini irdelemeyen biri zaten nasıl olur da beni anlayabilirdi?"
Beni sanırım kitapta en çok etkileyen cümle yazarın "babamın sevgilisi olan annemi kıskanıyordum" cümlesi oldu. Annenin senden dolayı babanın sevgilisi rolü olduğunu bilip, yazacak kadar acı çeken bir bünye... hayal bile edilemez bir acı... ve nefret ettiği iki insanın birbirine olan sevgisinin kıskanılması. bu kadar tezat duyguların anne ve baba denen hayatının özüne can veren insanlar tarafından yaşatılıyor olması... sadece bu cümle bile sindirmesi çok zor bir kitap haline getirdi kitabı benim için.