10/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2017 00:00
Agota Kristof'tan savaş, yıkım, göçmenlik, kimlik, insanlık ve yazmak üzerine tüyler ürpertici bir üçleme... Zamanın ve adın olmadığı bir coğrafyada, savaşın, felaketin, yoksulluğun ortasında anneannelerine emanet edilmiş küçük ikizler, bir yandan hayatı anlamaya çalışırken bir yandan da ne pahasına olursa olsun hayata sıkı sıkı tutunmaya çalışırlar. Gün gelir ikizlerin yolu ayrı düşer. Bir daha görüşebilecekler midir? Belki de, sınırları aşmak, sadece mekânları ve kişileri değil, kimlikleri ve hatta geçmişi bile değiştirebilir... Diyor kitabın arkasında. Kitap bir üçleme. 2011'de Yapı Kredi Yayınları üçünü aynı kitapta toplayarak tekrar basmış. "En hüzünlü kitaplardan bile daha hüzünlü hayatlar vardır." Üçüncü Yalan' dan bir alıntı. Kitabın alt yapısını bu cümle oluşturuyor aslında. Üçüncü Yalan' a göre Büyük Defter ve Kanıt' ta anlatılanlar gerçeğin değiştirilmiş hali. Büyük Defter, adını anneannenin evindeki bir defterden alıyor. Lucas ve Claus ikiz kardeşler. Kitapta yer ve zaman kavramına ait bir şey yok. Bir savaştan bahsediliyor. İlerleyen sayfalarda bahsedilen Alman subay ve kemik çukuru İkinci Dünya Savaşı'nı betimliyor. İkizlerin annesi onları korumak için kendi annesinin yanına bırakıyor. İlk kitapta olaylar böyle gelişmeye başlıyor. "Duyguları tanımlayan sözcükler çok belirsiz, bunları kullanmaktan kaçınıp nesnelerin, insanların kendileriyle, yani olayların sadık betimlemeleriyle yetinmek lazım. .... 'Çok ceviz yiyoruz' yazabiliriz; ama 'ceviz severiz' yazamayız, çünkü 'sevmek' kesin bir sözcük değil, belirginlikten ve nesnellikten uzak. 'Ceviz sevmek' ile 'Anneannemizi sevmek' aynı şeyi ifade edemez. Birinci cümle ağızdaki hoş tadı belirtir, ikincisi duyguyu." Romanın dili çok sade. Soyut ifadelere yer verilmiyor. Sadece somut olaylar anlatılıyor.Bu da metnin oldukça sade olan dilini keskinleştiriyor. Tüyler ürpertici bir anlatımı var. “Tekrarlanmaktan sözcükler anlamlarını yitiriyor, içerdikleri acı da dinmeye başlıyor.” İkizler kendilerini yaşadıkları çevreden korumak için çeşitli alıştırmalar yapıyorlar. Duymaktan hoşlanmadıkları şeyleri birbirlerine söylüyorlar, belli bir süre hareketsiz veya aç kalıyorlar, yapmaktan hoşlanmadıkları şeyleri yapıyorlar. Öğrenmeye ise oldukça hevesliler. Bu okuma yazma, yeni bir dil, dilenme, öldürme... İlk kitap bu şekilde. Kanıt' ta ise anlatılanlar olayın devamı. Çocuk : "Ölenler ile gidenler arasındaki tek fark bu değil mi? Ölmeyenler geri döner." Lucas : "Ama yokluklarında ölüp ölmediklerini nasıl bilebiliriz? "Bilemeyiz." Giden Claus kalan ise Lucas. yaşadıklarını Claus' a anlatmak için Büyük Defter' e yazıyor. Ve Claus'un da aynı şeyi yapacağını söylüyor. Birbirlerine mektup göndermediler. Lucas gittikten bir süre sonra Claus geri dönüyor. Birbirleriyle karşılaşmadılar. "Birbirimizden ayrılmaya karar vermiştik. Bu, tümden bir ayrılıştı. Sınırlar yetersiz kalıyordu, sessizlik de gerekliydi." Claus' un vizesi doluyor ama bu geç fark ediliyor. Fark edildiğindeyse Büyük Defter' de geçen isimlerin gerçekliği ispat edilemiyor. Son kitap : Üçüncü Yalan. Kadın: "En hüzünlü kitaplardan bile daha hüzünlü hayatlar vardır." "Evet, öyle. Bir kitap ne kadar hüzünlü olursa olsun bir hayat kadar hüzünlü olamaz." İronik olan kısım şu ki; Üçüncü Yalan 'da o ana kadar anlatılanların gerçek olmadığı yazıyor. İkinci kitabın adı ise Kanıt ve yine üçüncü kitabın isminde 'yalan' sözcüğü var. Her şey birbirine karışıyor. Olaylar aslında çok farklı ama insanın aklına şu soru gelmiyor değil. Anlatılanlardan hangisi daha hüzünlü. Ben incelememde daha çok bu konuda durdum. Kitapta üzerinde durulması, bahsedilmesi gereken birçok bölüm var aslında. Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Tekrar tekrar okuyup yeni satırlar keşfedebileceğiniz bir eser. Umarım yardımcı olabilmişimdir. İyi okumalar (:
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
·
85 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.