Puan vermedi·779 syf.····Okunma: 26 Nisan 2023 01:29 Fyodor Dostoyevski’nin dört büyük romanından biri olan bu eserinde sara hastası bir genç adamın merkezine yerleştirdiği bir dünyada dürüst ve açık bir insan olarak yaşamamın zorluklarına değinmekte ve toplumun ne kadar da iki yüzlü bir sistem üzerine inşa edilerek ayakta durduğunu gözler önüne sermektedir. Dostoyevski’nin romanda sık sık vermiş olduğu mesaj şudur; " iki yüzlü, yalancı, samimiyetsiz, çıkarları uğruna ahlak kavramını kolaylıkla bir kenara atan insanların bulunduğu bu toplum düzeninde dürüst olmak "budala" olmaktır.
Çok severek okuduğum bu klasik, gayet akıcı, yalın ve derin anlamlar içermekte. İnişli ve çıkışlı, psikolojik öğelerin yoğun olduğu bir eserdir. Dostoyevski burda Prens Mişkin karakteriyle ideal erkek tipini çizmek istemiş ve bunu pekala da başarmıştır.
19. Yüzyıl ortlarında geçen romanın kahramanı Prens Lev Nikolayeviç Mişkin, saralıdır. Tedavi gördüğü İsviçre’den döndüğünde elinde giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. Petersburg’da kendisiyle uzaktan akraba olan Lizaveta Prokovyevna’yı ve General olan eşini görmek üzere Yepançinlere gider. Burada generalin üç kızı Aglaya, Adelaida ve Aleksandra ile de tanışır. Prens, dürüst, saf ve merhametli kişiliği ile aile başta olmak üzere Petersburg’da tanıştığı diğer insanlarıda etkiler. Ve romandaki olaylar bu çerçevede ilerler.