Sabahattin Ali’nin meşhur kitaplarından biri. Gerçeklere gözünü kapatıp, önünü görememekten yakınan bir gencin kendi içinde gerçekleştirdiği çatışmaları anlatıyor. Kitabı olay örgüsü yönünden üçe ayırabiliriz. İlk olarak Ömer’in kişisel karakteri ve sahip olduğu çevre ile ilişkileri. İkinci olarak Macide’nin eski yaşantısı ve yaşamak zorunda kaldığı bir hayat. Son olarakta kitapta geçen üç ana karakterlerimizin, yani Ömer, Bedri ve Macide’nin birbirleri ile olan ilişkileri.
Uzun bir yazı olmayacak. Herkeste olduğu gibi kitabın bende hissettirdiklerini kısaca anlatmaya çalışacağım.
Şunu belirterek başlamama izin verin. Bunalımda olan Ömer, yanlış arkadaşlıkları sebebiyle kendisini daha da kuyunun içine itmekte. Neden yanlış arkadaşlıklar dediğimi açıklamaya ihtiyaç duymuyorum. Hayata yalnızca para gözüyle bakan ve para kazanmak için her şeyin mübah olacağını savunan kişilerin doğru kişiler olabileceğini tartışmaya dahi açmıyorum. Hoş, böyle kişilerin varlığı da dünyamızın acı gerçeklerinden biri maalesef, ancak ruhunu öldüren bu kişilerle arkadaşlık kurulması da tıpkı bu kişilerin varlığının gerçek olması kadar yanlış. Demem o ki tutmayın böyle insanları çevrenizde. Sonra Ömer gibi olursunuz. Size hata yaptırırlar. Bunlar öyle küçük hatalar da değil, büyük hatalar. İnsana yeryüzünü dar eder. “Gerçekten ben nasıl bu kadar hain olabildim” dediğiniz türden hatalardır. Kitabı okuyun ne demek istediğimi anlayacaksınız. Velhasıl konu bu değil.
Devamı:
eksiksayfam.wordpress.com/2023/04/28/icim...
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma