Puan vermedi·432 syf.··
2023 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2023 19:02
Fatma Nur Çeboğlu'nun ilk kitabı aslında bir üçlemenin de ilk kitabı. Yeni yazarların acaba başarabilecek miyim? merak ve korkusu içerisinde yazarken bu yetmezmiş gibi bir de bu yazarın üçleme yazabilmesi... bu da yetmezmiş gibi bir de fantastik bir üçleme yazmış olması.. büyük cesaret. Ancak edebiyatın düzlükleri, tepeleri, koyları, dağları, zirveleri, uçurumları var. Yeni yazarlar alışma süreçlerini ilk kitaplarında yaşıyorlar, eğer ilk eserleri bir başyapıt ya da çok iyi veya iyi bir eser değilse. Kendi cümleleri, kendi hayal güçleri ile kendi eserlerini kuruyorlar. Seneler geçse de kötü cümlelerle hikâye anlatmayı bırakamayan yazarlar olduğu kadar, sığ sularda gezinen, basit dünyalara sıkışıp kalmış ya da aforizma dolu cümlelerle basit hedefler amaçlayan yazarlar da var. Yolumuz edebiyata doğru çıktıkça her şey daha da güzelleşiyor. Yazının, hikâyenin kalitesi çoğaldıkça alınan keyif ve lezzet de artıyor. İyi ki edebiyat var diyebileceğimiz noktalara, yüksekliklere, derinliklere ulaştığımızda ise artık bizler hakikaten başka alemlerde dolaşabilen, oralardan kendine Faruk Duman'dan alıntı yaparak söylersek "güzel ölmek" numuneleri toplayan okurlar oluyoruz. Bu dediğim yerler; bu ovalar, bu tepe ve dağlar, bu mağara ve inler, bu deniz dipleri varlar..ve gerçekler. Ancak yeni yazarlar bir anlamda bir çocuk gibiler. Onların adım atmış oldukları bu büyük, uçsuz bucaksız umman kıyıya en yakın yerlerinde başka şeyler oluyor: Fatma Nur Çeboğlu'nun ilk eseri bence yazarın amaçladığı hedefe çok büyük oranda ulaşabilen bir çalışma. İlk defa bir roman yazan ve bunu bir üçlemenin ilk ayağı olarak yazabilen bir yazarın, tecrübesizliği içerisinden bu kitabı çıkarabilmiş olması gerçekten iyi bir özellik; çünkü bu hayal gücü, anlatımda özellikle ikinci bölümden itibaren gördüğümüz kaleme ve üslûba hakimiyet duygusu ilk bölümde hissedilen telaş, sabit bir hızda hikâyeyi anlatabilme kaygısı gibi olumsuz diyebileceğimiz meseleleri de çözüyor. İlk bölümün galiba üçlemenin bütün ana meselesini kuran esas hikâyesi uzun ve ama bu uzun hikâyenin örneğin ikinci bölüme göre daha hızlı anlatılması gerekiyor. Bu anlamda bir telaşın hissedildiğini söyleyebilirim, ancak ikinci bölüm bu telaşı anlamamızı ve yazarın meseleye nasıl hâkim olmayı seçtiğini de gösteriyor: aslında ikinci bölümde hikâye kişileri azalıp yazar bu kişilere odaklandıkça, ve fantastik ögeler azalıp mizah duygusu daha ağır bastıkça kalemin gücü hissedilmeye başlıyor. Bu da yazarın lehine bir nokta ve bir başarı. İlk ve ikinci bölümde ortaklaşa hissedilen eksiklerden biri, bazı yanlış ve kolay kelime seçimleri (mesela gülümseme atmak), daha güzel ve doğru ifade edilebilecek durumları, duyguları, eylemleri daha kestirme kelime ve ifadelerle ortaya koyunca iyi bir okuma yapabilme ihtimali ve seçeneği azalmış oluyor, çünkü bu ifadeler bir anlamda göze batıyor, kulağa da kötü bir his veriyor. Bu seçimlerin sayısı az değil, ancak özellikle ikinci bölümde anlatımın güçlenmesi ve lezzetin artmasıyla daha kolay görmezden gelebiliyoruz diyebilirim bu hataları. Kitapta yine ikinci bölümde karşımıza çıkan mizah duygusunun ve karakterlere, özellikle de daha az sayıda karaktere odaklanmanın bir çok olumlu sonucu oluyor: anlatımdaki tutarlılık- mesela koşturmuyor oluşumuz, karakterlerin davranış sebeplerini anlamamızı sağlayacak zamanın bize tanınması gibi güzel özellikler görüyoruz. John karakterinin hem Şua hem de Tival'a kıyasla daha baskın bir ağırlığı var, ancak Tival/Aaron, Şua karakterleri de yazar tarafından bir şekilde yine tutarlı bir şekilde kuruluyor. Bunların hepsi kitabın ve yazarın lehine noktalar. Birden fazla karakteri verebilmek çok da kolay olmasa gerek, ancak sayı azaldıkça yazar burada daha güçlü bir üslûp, bir atmosfer kurabiliyor. Kitabın özellikle gençlere hitap ettiğini söyleyebilirim, ancak benim yaşımda da sıkıcı olmadı asla okumak. Yüzyılları aşabilen bir sevgi ve aşk duygusunu böyle bir kurgu içerisine yedirmek, onu ikna edici, gerçek bir hisle beslemeye var etmeye çalışmak hem de bütün bunları üçleme bir seri ile hem de ilk eserini yazan bir yazar olarak yapmaya kalkışmak takdiri hak ediyor bence. Türk fantastiğinden çok iyi olmayan örnekler de okuduğum için bütün kusurlarıyla Golconda benzerlerinden bu saydığım güzel özellikleri ile ayrılıyor. İşte bu sebeplerle Golconda'yı herkese öneriyorum:)
Golconda - Saklı ÖyküFatma Nur · Siyah Kuğu Yayınları · 201614 okunma
·
235 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.