Neyi arıyordum bilmiyorum yıllar evvel bu kitabı okumuştum fakat tekrar okumak istedim.
Sanırım beni her okumam da etkileyecek bir eser. O zamanlar okurken pek çok şey çok havadaydı kafam leyla tabi heyecanlıyım tez canlıyım liseye yeni başlamış bir toyum. Yakın arkadaşım vermişti okumam için.Kopuk kopuk tabi bazı şeyler ama yine de etkiliydi. Sadece bazı şeylere yeterince anlam yüklemeden okumuşum çünkü bence büyüdükçe o çok havada dediğim şeyler yer ediniyo içinizde bir yerlerde yaşanmışlıkların etkisiyle. Okuduğumuz kitaplara anlamını biz veriyormuşuz meğer. O satırlara her dokunuşumda Bi parça geçmişteki gibi hissetmek için okuduğumu farkettim. Çünkü ancak geçmişte kalmış bazı şarkılar gibi güzeldi bu kitap. Bu sevdalar da bu satırlar da ancak geçmişte Zuhur etmiş Bir zihnin kaleminden çıkma olabilirdi.
Kitaptaki Raif beyin de arayışı var geçmişe karşı.O geçmişteki mutluluğuna.O hiç bilmediği şehirde yaşamaya çalışırken karşılaştığı ve hayatı boyunca daima kendisiyle kalacak olan Bi kaç aylık mutluluğuna. Zamanın onu dönüştürdüğü
Kişiye. aldırış etmeden dün gibi tutmuştu o bir kaç aylık mutluluğu içinde hiç kimseye farkettirmeden herkesten habersiz sulamıştı. Ölmesini isteyemeyeceği bir şeydi onun için.
Ve sanırım şu cümleler bu kitabı anlatmaya güzel bir örnek.
"Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahlûku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin nitelikleri hakkında söz söylemekten kaçtğımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz? "
Geçmişte kalmış güzel bir şarkı gibiydi