·64 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Nisan 2023 00:00 Dün başlayıp bugün bitirdiğim kitap hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle bu kitap, okunması çok kolay gözüken 60 sayfalık kısa, basit bir kitap izlenimi veriyor fakat okumaya başladığınızda hiç de öyle olmadığını hemen anlıyorsunuz. Kısa olmasına rağmen çok yoğun bir anlatımı var. Üzerinde düşünülmesi, anlayabilmek için birkaç kez okunması gereken cümleler barındırıyor. J. Stuart Mill, düşünce ve tartışma özgürlüğünü çok güzel açılardan ele almış. Üstelik savunusunu oturttuğu mantık o kadar sağlam ki karşı çıkmak pek mümkün değil. Bu kitabı okuyana kadar kendimi de düşünce özgürlüğü savunucusu olarak niteliyordum. Fakat aslında bu konuyu çok dar yorumladığımı fark ettim.
Kitapta anlatılanlar çerçevesinde kendimi bir özeleştiri sürecinden geçirmekle beraber düşünce özgürlüğüne hangi açıdan baktığımı da sorguladım. Hakkında karşıt görüşlerin dile getirilmesi engellenen bir doğru ne kadar doğru olabilir? Bu hayatta her şey zıttıyla var oluyorsa, yanlış olmadan doğrunun kıymetini bilmek mümkün müdür? Karşıt görüşleri ve düşünce özgürlüğünü engellemek, bizi gerçek doğruya ulaşmaktan alıkoyacağı gibi, doğru olduğunu düşündüğümüz görüşün zaman içerisinde özünü yitirip, anlamının unutulmasına da neden olur. Bu nedenle düşünce ve tartışma özgürlüğünü engellemek, genel geçer kabulleri korumaktan ziyade onlara daha çok zarar verir. Kendi doğrumuzu, karşıt görüşü çürütecek kadar iyi bilmiyorsak, o sadece körü körüne kabul ettiğimiz bir doğrudur. Böyle bir doğru kimseye fayda sağlamayacaktır. Mill’in dediği gibi “Davanın yalnızca kendi tarafını bilen, davayı bilmiyor demektir.”