Seray Şahiner’in üslubunu çok severim. Argo ve mizahi dili konu her ne kadar can yakıcı olsa da arada sırada beni gülümsetti ister istemez.
Ülker.. yıllarca kocasından dayak yemiş bir kadın.. bir gün canına tak ediyor ve kaçıyor evden.. sığınacak bir çatı ararken hastanede buluyor kendini, yok yok başına bir şey geldiğinden değil, hastane bana ev olur belki diye. Gerçekten de oluyor, nasıl olduysa.. refakatçisi olmayan hastaların refakatçisi, Ülker Abla’sı oluyor bir anda. Hemşirelerin de işine gelmiyor değil, karın tokluğuna parasız bahşiş alınca da ellerine veren bu Ülker Abla’ya seslerini çıkarmıyorlar.
Ülkemizin en büyük sorunlarından olan kadına şiddet, kadın cinayetleri, kadın olursan başına neler gelebileceği, kadın olmanın zorlukları vs derken hepsini şak şak koymuş önümüze Seray Şahiner, Ülker Abla’nın ağzından. Güzel de koymuş (!) bence. İyi olmuş.
Sevdim ben bayağı, üzüldüm de, gözlerim de doldu.. demiştim ya yeri geldi güldüm de.. her duyguyu yaşattı bu kitap yani bana.
Baba dayağından kaçıyordu Ülker Abla ama koca dayağına yakalandı. Ah be Ülker Abla..
Bir kaçış hikayesi de diyebiliriz aslında buna. Korkusunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz eminim Ülker Abla’nın.
Okudukça ‘harbiden yaaa’ dedim durdum. Siz de okuyun, eminim size de bir şeyler dedirtecektir.