Unutmak olmasa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında.
Ya hatırlamak!
Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kah unutup kah hatırlayarak…
Mavi Kuş, mavi boyalı, eski, üzerine beyaz boyayla kuş resmi çizilen, yolcuları tren garına yetiştirmeye çalışan sıradan bir otobüs. Ama sade bir otobüs değil, insanların dertlerine, sıkıntılarına kulak misafiri olan, farklı hayatlara tanıklık eden bir otobüs. Yolculuk boyunca okuru hem güldürüyor hem hüzünlendiriyor. Uzun betimlemelerle, halktan insanlarla, gerçek konularla ve gerçek bakış açılarıyla bize Anadolu’yu hatırlatıyor. Anadolunun samimiliğini… Kitap o kadar akıcı ki kendimizi Mavi Kuş’la seyahat ediyormuşuz hissi veriyor. Akıcı bir sohbetle kitap devam ediyor.
‘’Kimi uyumakta, kimi içine kapanmış düşünmekte, kimi de doktor başta olmak üzere lafın belini kırmaktadır.’’
Mavi Kuş’un şoförü Deli Kenan, muavin Seyfi, mahkum, jandarmalar, arkeolog, doktor, yarı yolda ölen bir kadın, mühendis, öğretmen… Hepsinin varış noktası aynı; tren garı ama hepsinin hikayesi ve hayatı farklı bunu konu ediyor kitap.
Kitabın sonu çok ilginçti ve aynı zamanda beklenmedik bir sondu. Kitabın sonunda arkadaş edindiğimiz bu insanların bir kurgu olduğu ortaya çıkıyor. Bu son insanı derin düşüncelere götürmüyor değil…