·261 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Aralık 2022 00:00 ALİ'NİN ROMANI
GÜL GÜLERYÜZ
261 SAYFA
Dedesinin köyünü düşündü. Uzun yıllardan beri yaşlılardan başka kimse yaşamıyordu köyde. Onlar da dalları olmayan ağaçlar gibi kuruyup gidiyorlardı. Oysa hep beraber yaşasalardı evlat, baba, dede, torun; yeşertselerdi oraları. "Mevcut az" bahanesiyle öğretmenler kazındı köyden, meydan imamlara bırakıldı. Oysa bir öğretmen neler neler öğretebilirdi köylülere...
"Beş Kadın Bir Kitap" kitabı ile tanıdım sevgili Gül hanımı. "Unutmadım" eseri ile devam etti tanışıklığımız ve Ankara Kitap Fuarında biraraya gelme şansı buldum kendisiyle. Samimi sohbeti ve güleryüzü ile kısa ama güzel vakit geçirdik. Sonrasında değerli isimler ile son kitabını birlikte okuduk fakat bir türlü yorumlama şansı bulamadım bugüne dek.
İki koldan ilerleyen bir hikaye anlatıyor kitabımız. Ali Enis'i anlatıyor bize. Zengin ve entelektüel yaşamının ardına gizlenen travmaları dökülmüş satırlara. Bir yandan da Enis Ali'nin yoksulluk dolu yaşamı ve bu yaşamdan kurtulma umutları ile çıkıyor karşımıza. Roman içinde roman. Gül hanım Ali ve Enis ile birlikte yazmış desek romanı yanlış bir ifade olmaz sanırım.
Oldukça farklı bir kurgu içinde hem Ali'nin trajik hikayesini hem postmodern edebiyatı anlatan bir eser. Bizde Ali ve Enis ile postmodern edebiyatı anlamaya çalışıyoruz, zira roman kahramanımız babasının tüm karşı çıkmalara rağmen bir roman yazmaya üstelik postmodern bir roman yazmaya kararlıdır.
Bölüm başlarında yer alan yerli yabancı yazarlardan kısa alıntılar yanında Enis'in zaman odaları apayrı yolculuklara çıkarıyor bizi ve müthiş bir tat katmış romana. Okuduğum diğer kitapları gibi bu eseri de çok beğendim hele ki sonunda ki sürprizi ile mutlaka okunmalı dediğim bir kitap oldu. Okuma sırasında eşlik eden sevgili Lider ablam, sevgili Azime ablam ve sevgili Bahar cığıma tekrar teşekkür ediyorum. Kitap sonunda yaptığımız sohbetin tadı ayrı bir yere sahip. Gül hanımcığım kaleminize, emeğinize sağlık. İnce ince nakış gibi işlenmiş bu eser için yürekten teşekkür ediyorum. Mutlaka tanışın arkadaşlar bu özel kalem ile.
Kış bir yılın yaşlılığı mıydı? Kar, saçlarımıza yağan beyazlığa mı benziyordu? Kar ve kış bu kadar güzelse yaşlılık da güzel miydi? "Yaşlılık kepazelik", demişti babaannesi bir gün. Köyde yaşamakta direnen dedesi ve babaannesi onlara gelmişti önceki kış, bir aylığına. Nine böyle söyleyince dedesi de ona her zamanki sakin sesiyle şöyle demişti: " Hanım Sultanım, neden kepazelik olsun ki ihtiyarlık. İnsan ihtiyarlayınca yavaş yürür, yavaş hareket eder, yavaş konuşur. İnsan yavaşlayınca hayat da yavaşlar. Yavaşlayan bu hayatın tadına daha çok varırsın. Gençken yanından dolu dizgin geçen hayat, yaşlanınca seninle birlikte yürür. Her şeyin anlamına daha çok varırsın. Anlamına, tadına tuzuna... Hadi kahırlanma Bal Sultanım. Hem unutma ki birlikte yaşlanmanın da tadı bir başka güzeldir."
LÜTFEN KİTAP OKUYALIM!!!