"Kimsesizlik üzücü bir şeydir. Acılarınızı paylaşacak kimseniz yok demek!."
Seksen Günde Dünya Gezisi’nde Phileas Fogg bir gazete haberi okuyor ve 80 günde dünya turunun gerçekleştirilebileceğini görüyor. Arkadaşları ile bir iddiaya giriyor ve dünyayı 80 günde dolaşacağını, kaybederse ciddi bir miktarda para vereceğini söylüyor. Fogg'un dünyayı 80 günde gezme iddiası gazetelerde yer alıyor. Bilim insanları dünyanın 80 günde gezilemeyeciğini söylüyorlar ve herkes Fogg aleyhine bahis alıyor. Seksen Günde Dünya Gezisi’nde teknolojik gelişmelerin sağladığı olanaklar vasıtasıyla kahramanımızı seksen günde dünya turu yapmanın mümkün olup olmadığına dair bir bahse sokuyor. Kitabı okurken bir an düşündüm acaba ben olsaydım böyle bir gezi yapar mıydım?
Ana karakterimizin seksen günde dünyayı dolaşmanın mümkün olacağı düşüncesini acaba gerçekleştirebildi mi? Yolculuğu sırasında ne gibi olaylar ve nasıl insanlarla karşılaştı? Bu sorulara cevap bulacağınız ; heyecanınızı diri tutacak güzel bir eser yolculuğu bizi bekliyor.Kimi zaman bi asya ülkesinde, kimi zaman bi afrika ülkesinde, bazen japon diyarında, bazen amerikalıların içinde derken sanki bi geziye çıkmış gibi hissettim.Beraber yaşıyorsunuz sanki herşeyi. Bu kitapta da öyle oldu. Londra'da başlayan yolculuk tekrar Londra'ya dönene kadar sürdü ve sanki ben de onlarla beraberdim. Düşünsenize elinizde kitabıniz oturduğunuz yerde kitaptaki Kahramanlar ile beraber kendinize bir yer ayırıyorsuniz ve yolculuğa, geziye çıkıyorsunuz l. Macera severseniz hiç düşünmeden okumanız gereken bir eserdir.Gezmeyi seven insanların okuması gereken sürükleyici bir roman, karakterler detaylı ve keyifli bir şekilde anlatılıyor.