Ulusların Zenginliği ve/veya Düşüşü
10/10
·496 syf.··
2023 7. kitabı
Sayın Acemoğlu bu kitapta ulusların refahının, devletlerinin kurumsal yapısına bağlı olduğunu ifade ediyor. Coğrafya hipotezi, kültür hipotezi ve cehalet hipotezinin neden mevcut durumu açıklamakta yetersiz kaldığını açıklayarak ve tarihsel örnekler üzerinden giderek kendi modelini anlatıyor. Bunun için ilk örnek olarak kitabın başında belirtilen Nogales, Arizona (ABD) ve Nogales, Sonora (Meksika) bölgelerinden yola çıkılıyor. Fark edildiği üzere aynı adı taşıyan iki bölge Meksika-ABD sınırı ile birbirinden ayrılıyor sadece. Majör bir coğrafi fark ve kültür farkı yok. Aradaki tek fark çizilen sınır. Fakat bu, sınırın iki tarafındaki hane başı yıllık gelirin değişmesine yeterli oluyor. Çünkü iki bölge arasında kurumsal farklılıklar bulunuyor. İki kurum tipinden söz ediliyor: siyasal kurumlar ve ekonomik kurumlar. Bunlar da kurumların fonksiyonel biçimi olarak bir daha ikiye ayrılıyor: sömürücü kurumlar ve kapsayıcı kurumlar. Kısaca sömürücü kurumlara sahip ülkelerde, var olan kaynakların elit bir azınlığın elinde olması ve çoğunluğun ise bu kaynaklara adil olarak erişememesi mevzubahis iken kapsayıcı kurumlara sahip ülkelerde ise bu kaynakların elit bir sömürücü azınlık yerine toplumun çoğul katılımının denetiminde olduğu, özel mülkiyetlerinin güvence altında olduğu ve bağımsız yargı sisteminin bulunduğu bir durumdan söz edebiliyoruz. Sömürücü kurumlar basit olarak inovasyonu teşvik etmediği için sürdürülebilir bir büyüme sunmuyorlar. İnsanlar teşvik edilmediği bir durumda niçin daha fazlasını üretsin ki, değil mi? Sayın Acemoğlu, sömürücü kurumlara sahip toplumların bir süre bunu yapabilseler bile eninde sonunda sürdürülebilir olmadığı için sistemin tıkanacağını ifade ediyor. Buna örnek olarak da Sovyetler Birliği’nin dağılmasını örnek veriyor. Şu anda ise Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Mao Zedong dönemindeki politikalarını terk ettiği ve kısmen kapsayıcı kurumsal yapılar yönünde adımlar attığı için tekrar ivme kazanabildiğini fakat eninde sonunda bunun bozulacağını öngörüyor. Ben Çin Halk Cumhuriyeti örneğine biraz şüpheyle bakıyorum. Çünkü; Çin Halk Cumhuriyeti, mevcut teknolojik ilerlemelerle beraber toplum üzerindeki denetleyici durumunu muhafaza edip aynı zamanda bu durumunu daha ileriye taşırken -yoğun medya kontrolü ve sosyal kredi sistemi ile- mevcut ekonomik durumda da bir büyümeyi beraberinde getirebiliyor. Bilim yönünde de teknolojik rekabet üretebilecek bir piyasa yapısını elinde tutuyor. Geride kaldığı durumda bile tersine mühendislik (reverse engineering) konusunda aşırı iyi oldukları için bunu bir türlü teknolojilerine uyarlayabiliyorlar ve hatta daha iyisini üretebiliyorlar. Çin Halk Cumhuriyeti modelinin sürdürülebilir olup olmadığını bize tarih gösterecek. Süreç şöyle anlatılıyor: Siyasal kurum yapısı ekonomik kurum yapısını etkiler, sonrasında karşılıklı etkileşime geçerler ve bunların sonucunda da bu sistem kısır döngüye veya verimli döngüye evrilebilir. Eğer ki kapsayıcı siyasal kurumlarınız varsa bu, kapsayıcı ekonomik kurumlar oluşturacaktır. Kapsayıcı ekonomik kurumlarınız da kapsayıcı siyasal kurumlarınızı destekleyecektir ve işte bu bir “verimli döngü” oluşturacaktır. Eğer ki sömürücü siyasal kurumlarınız varsa muhtemeldir ki sömürücü ekonomik kurumlarınız olacaktır. Sömürücü ekonomik kurumlar da sömürücü bir siyasal kurum yapısını destekleyecektir ve bu da “kısır döngü”yü oluşturacaktır. Bu döngülere ise bir kez girilirse çıkılması pek tabii olarak zor olacaktır. Günümüzdeki ekonomik refah listelerinde ise bu durumu en tepedeki ülkeler ve en dipteki ülkeler üzerinden okumak zor olmayacaktır. Çünkü bu ülkeler görece aynı yerlerini korumaktadır. Sonlandırmam gerekirse bir tarih sever olarak tarihsel örnekler (Roma İmparatorluğu, Venedik Cumhuriyeti, İngiltere, Fransa, koloniyal dönemdeki Amerika, genel olarak Afrika ve Asya vs.) üzerinden anlatımı bayağı kapsamlı buldum. Teorilerin basitçe anlatılabilir olmasını kıymetli buluyorum bu yönden de başarılı görüyorum. Eleştirilebilir kısımları yok değil. Teorik olarak bir reçete yazılması mümkün olmadığı için bu eksiklikten aslında kitapta da bahsediliyor. Örneğin aynı sömürücü kurumsal yapılara sahip fakat farklı kültürel yapılara sahip toplumlara nasıl bir yol çizmek gerekir? Kitap, tarihin deterministik bir şekilde Avrupa (ve ABD) lehinde yürümek zorunda olmadığını fakat kurumsal yapıların kritik dönemeçlerle ve olumsallıklarla etkileşimiyle bu noktada olduğumuzu ifade ediyor. Hatta kitapta da belirtildiği üzere alternatif bir evrende kapsayıcı kurumlarla inşa edilmiş bir Aztek, İnka ve Maya uygarlığının belki de Avrupa’yı kolonize ettiği bir durum görecektik, kim bilir? (29.01.2023'te yazılmıştır.)
Politik Ekonomi
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,575 okunma
··
63 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.