·128 syf.····Okunma: 03 Mayıs 2023 03:06 suzan defter, biri kadın biri erkek iki insanın günlüklerinden oluşan bir eser. hep eksik kalmış, sevgiden ve aşktan payına düşeni alamamış iki insanın aynı gün günlük tutmasıyla başlıyor. kitapta günler paralel bir şekilde gidiyor. çift sayılar yani kitabın sol kısmı ekmel bey’in günlüğü, tek sayılar yani kitabın sağ kısmı ise derya’nın günlüğü. ben ilk başta, bir gün ekmel bey'den okuyup diğer gün derya'nın yazdıklarını okuyarak gitmeyi denedim. ama sonra bunun kendimce doğru olmadığını düşündüm. iki karakteri de iyice tanımak için 5 gün ekmel bey’in yazdıklarını okuduysam sonraki 5 gün derya’nın dilinden o günleri okudum. karakterleri iyice tanıdıktan sonra toplu okuduğum gün sayısını düşürmeye başladım. hayatımda ilk defa böyle bir kitapla karşılaştım. ayfer tunç’tan okuduğum ilk eserdi. okudukça hayran kaldım ve gerçekten herkese tavsiye ediyorum.
buradan sonrası spoiler içerir!
ekmel bey ve derya’nın arasında oluşan arz-talep durumu tanışmalarını sağladı ve hikayeleri böyle başladı. ekmel bey paralı arkadaşlık teklif ettiğinde, derya bu durumu uzun uzun düşündü. içinden “bu kadar mı yalnızız hepimiz? parayla arkadaş edinecek ve para karşılığı arkadaşlık edecek kadar?” diye düşündü. ekmel bey’in teklifini parasız bir şekilde kabul etti çünkü ekmel bey evden dışarı çıkmak istemiyor, eve birisi gelsin istiyor, derya’da dışarıya çıkmak istiyordu. derya arz, ekmel bey talepti.
derya gerçek kimliği ile ekmel beyle tanışmadı. kendisini suzan olarak tanıttı. peki kim bu suzan? suzan, derya’nın abisinin 15 yıllık aşkı. öyle bir aşk ki, derya bu aşkı görmeseydi eski eşkine olan duygularının aşk olduğunu düşünebilirdi. derya ise bu aşkın üçüncü kişisi, annesini ve babasını kaybettikten sonra tek dalı olan abisine takıntılı bir şekilde bağlandığını görüyoruz. ben, kendisini suzan olarak tanıtması ve suzan’ın gözünden kendisini ekmel bey’e ‘her anımızda kardeşi yanımızdaydı, aşk iki kişiliktir ama biz üç kişi olarak yaşadık’ diye anlatmasını şu şekilde yorumladım. abisi ile suzan’ın aşklarına her zaman müdahele ettiği için kendisini hep suçlu hissetti. bu yüzden şu cümlede dediği gibi: “suzan’sa abimin değil, benim hayatıma girmiş meğer. hala hayaleti dolanıyor içimde.” bence suzan’ın hayaletini sürekli kendisini suçladığı için içinde taşıdı. abisi bile suzan'ı unutup kendisine yeni bir hayat kurmuşken derya'nın unutamaması neden?
ve kitapta dikkatimi çeken iki kısım daha oldu. bunlardan bir tanesi ekmel bey genelde derya’yı dinliyor ve kendisi konuştuğunda da içinden geçenleri net bir şekilde ifade edemiyor. örneğin eşinden habersiz başka bir kadınla yolculuğa çıktığı o hikayede, derya’ya hikayeyi eşiyle yola çıkmış gibi anlatıyor. ekmel bey'in eski eşi her ne kadar şuan onun için değerli olmasa da, bir zamanlar ona ihanet ettiğini düşünmesinden dolayı biriyle bu hikayeyi doğrusunu anlatmasa bile böyle bir olay yaşandı şeklinde paylaşma isteği duymuş olabilir diye yorumladım.
bir diğer konu günlükteki 30 kasım cuma günü anlatılan rüyada kim yalan söylüyor diye bir düşündüm. ekmel bey derya rüyayı anlattı diyor, derya ise ekmel bey rüyayı anlattı diyor. o kısım biraz zihnimi kurcaladı.
evet arkadaşlar son cümlelerimi yazıp bitireyim. kitapta kimin durumu daha vahimdi bilemedim. aile ve aşktan yana yüzü gülmemiş ekmel ve derya mı, aşkından ölümü göze almış ama aşkının karşılığı olarak terk edilmiş suzan mı, yoksa parayı bulunca suzan'ı terkeden kendisine yeni bir hayat kuran suzan'ın büyük aşkının altında ezilen küçük korkak adam abi mi? keyifli okumalar diliyorum⚘️