10/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2017 26. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2017 23:25
distopya mıdır ütopya mıdır karar veremediğim, biraz da geleceğe yönelik keskin varsayımları (f.s.632) içeren aldous huxley romanı. kitap, yevgeni zamyatin’in 1920'de yazdığı "biz" adlı kitaptan yola çıkarak yazılmış. adı ise shakespeare’in 1611'de yazdığı fırtına'dan alınmış. kitap öncelikle ütopya ve distopya kavramlarını açıklayan iyi bir sunuş ile başlıyor. huxley'in özellikle bu kitabı-kurguyu yazma sebebinin 19. yy'da "ahlak kurallarının yok olmaya başlaması" olarak açıklanıyor ki kitabı okuyunca buna katılmamak elde değil. "her şeyin ulaşılabilir olduğu bir dünyada hiçbir şeyin anlamı yoktur.", "temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir." okuyucu kitaba başlamadan önce kendini orwell-bradbury-zamyatin kıyaslaması içerisinde buluyor. bu kıyaslama aslında gerekli. çünkü her distopya diğer distopyanın önünü açar nitelikte. brave new world'ü okuduğunuzda orwell'ın felsefe olarak farklı yönde de olsa 1984'te huxley'den etkilendiğini görebiliyorsunuz. sadece 34 katlı yerden bitme gri bir bina. kurgunun temellendirildiği mekan. bu mekan öyle ki, insanların daha oluşturulmadan önce sınıf sınıf ayrıldığı, bir nevi kast sisteminin geçerliliğini koruduğu, insanların doğarak değil de kendilerine sabit roller atanarak kuluçkadan çıkarıldıkları (klonlama - bokanovskileştirme) bir mekan. her bir hücrede insanlara farklı sistemlerin yüklendiği, bilim temelli büyük bir laboratuvar. alfa, beta, gama, epsilon gibi sınıf ayrımlarının söz konusu olduğu bu yerde daha çok insanlara aşılanan erdemler; çocuklukta verilen edilgen itaat, eskiyi atıp yeniyi tüketme, herkes herkes içindir fikri(daha çok seks için kullanılıyor). şöyle ki, anne kavramı veya kendi iradesi ile bir şeyler yaratmak veyahut da tanrı inancı, bu zihniyette muazzam müstehcen fikirler. genel bağlamda insanlara bu fikirlerin sürekli enjekte edilebilmesi ise soma adında bir tür ilaç (uyuşturucu) ile yapılıyor. insanlar günde 5-6 saat çalışarak (kendi sınıflarına göre farklı saatte, farklı yoğunlukta, farklı nitelikte) günlerini tamamlıyor, bir beta-eksi kadın bir günde onlarca erkekle birlikte olma hakkını kazanıyor. sahiplenme duygusunun olmadığı bu yerde ingiliz nüfus bilimci malthus'un da adı sık sık geçiyor. nüfus düzenleyici politikaları ile bilinen malthus politikası kurguya uyarlanmış ve "malthus alıştırmaları" şeklinde karşımıza çıkıyor. her insanın bir ikizinin olmasından dem vurulması buna işarettir. aynı zamanda her insanın, dikkat ederseniz birey demiyorum, evet her insanın bir çiftinin (ikizinin) bulunması kendisini özel hissetmesinin de önüne geçiyor. hatta şöyle ki 2 milyar yurttaşı bulunan ülkede sadece on bin soyadı mevcut. insanların kendilerine ait düşünceleri, becerileri de olmaması da cabası. genetik kodlamalarına ne yazılmışsa öyle bir veri (insan) ortaya çıkıyor. fordizm kavramı da aslında kitabın temelini oluşturan, henry ford'un öncülüğünü yaptığı, üretim bandının uygulamaya konmasını içeren üretim sistemi. bkz: t modeli. "yama artarsa refah düşer, onarmak antisosyaldir." kitapta "tanrım" kelimesi yerine "ford'um" kelimesi geçiyor. sık sık "ford aşkına", "içimi ford biliyor ya gerisi önemli değil", "ford kuran nimet çarpsın ki" gibi deyimlere rastlıyorsunuz (mübalağa tabii ki). ta ki cesur yeni dünya'sında yaşayan insanların diyaloglarına denk geliyorsunuz, işte o zaman ford kelimesinin yerini tanrım almaya başlıyor. fordizm'i iyi araştırdıktan sonra kitabı okumak daha tatlı oluyor. kitabın 1932'de yayınlandığını düşünürsek, orwell'ın 1984'ü 1948'de yazılmıştır, günümüzde anlaşılması ve idrak edilmesi muazzam bir olaydır. genetik biliminin 1932 yılında geldiği nokta ile günümüzde uçurum kadar fark olmasına rağmen huxley geleceğe dair muazzam saptamalar yapabilmiştir. nüfusun dengesizliği ile ortaya çıkan ahlaksız yapıyı da o yıllara göre müthiş betimleyebilmiştir. ayrıca bazı günümüz toplumlarında insanların shakespeare'den, güzellikten, yaratma eylemlerinden uzak tutulmaya çalışılmasına da bir ışık tutmuştur huxley. toplumların idare edilebilmesi için onların bilimden uzak tutulması gerektiğini savunanların görüşlerine yer vermiş ve akıllara maalesef günümüz türkiye'sini bile getirmiştir. her okuyucunun hayatından bir şeyler çıkarabileceği harika bir romandır demek doğru olur herhalde.
Programlama
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.