Kitapta asıl anlatılan, içinde kötülük olan kimse 7’sinde neyse 70’inde de o dur. kötülüğü köklü bir ağaç gibi besleyen bu insanlar, o kirli zihniyet ve pis ellerini sadece kafayı taktıkları çocukluk düşmanlarına değil yıllar sonra o masum kalplerin çocuklarına da uzatırlar. Yıllar önce kazanamadıkları bir uçurtma şenliği, yıllar sonra yapacakları büyük kötülüklerin habercisidir. Bunların yaşanmasında tek suçlu zorbalar mıydı ? Yoksa ona babası olduğunu asla söylemeyen ve çocuklarını eşit şartlarda yetiştirmeyen babanın da katkısı var mıydı? Peki ya onun için kötülüklere razı olduğu ve yıllarca kardeşi olduğunu bile bilmediği efendisi...
Nasıl da her şeyi görüp, hiçbir şeyi görmeyen biri olmuştu.
Kitap insanların doğuştan gelen şanslarının, şiddetin ve yaşanmışlığa duyulan pişmanlığın bir insanı geçmişten geleceğe nasıl değiştirebileceğini 440 sayfada anlatabilen bir insanlık trajedisidir.
Halid Hüseyninin savaş öncesi Afganistan’ın güzelliğinden bahsedişi aslında hepimizde tek bir şey çağrıştırıyor “savaş güzel olan her şeyin sonunu getirir”
Kimseyi bilmem ama ben bu kitabın sonunu getirene kadar çok duygusallaşmıştım