Gönderi

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupéry
9/10
·112 syf.··
2023 5. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2023 13:26
Büyükler olarak sürekli çocuklara bir şeyler anlatmanın zorluğundan bahsederiz. Küçük Prens'i okurken ilk defa küçük olup da büyüklere bir şeyler anlatmanın zorluğunu düşündüm. Sonra aklıma çocukken benim de yaşadığım ve şimdilerde ise çevremde şahit olduğum çocuk-büyük diyalogları geldi. Hani çocuklar için bir geçiş dönemi var soyut dönem diye adlandırdıkları. Piaget'in zihinsel gelişimin son dönemi olarak nitelendirdiği bu aşama bizim ortaokul dönemlerimize denk geliyor. Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri, yetişkinlere benzer hale gelir. Bu dönemde artık soyut düşünme başlar. Zihinsel işlem yapma yeteneğinin henüz gelişmediği işlem öncesi düşünce ile mantık işletme yoluyla muhakeme yapabilen soyut düşünce arasında bir geçiş dönemi olarak kabul edilebilir. Bizler bu döneme eriştiğimizi matematik öğretmeninin tahtaya sayılar yerine x ve y yazmasıyla anlarız. Şunu fark ettim ki soyut döneme kadar aslında soyut dönemde yaşıyoruz. Bu döneme geçince işte o zaman somut döneme geçiş yapmış oluyoruz. Büyük bir tezat var. Nasıl ki yetişkin olunca olayları anlamlandırmamız mantık adı altında sayısal veriler ve uzun uzadıya bir kıyaslama sürecinden ibaret oluyor. Oysa çocuklar nasıl da farklı açılardan anlamlandırıyor olayları. Bu sebeple mantık, hayal gücünün katilidir diyorum. Çocuklar ile büyükler arasındaki anlaşmazlık da buradan doğuyor işte. Çocuklar, olayları tüm soyutluğuyla anlatmaya çalışırken, büyükler ise kafasındaki hesap makinesine yerleştirebileceği veriler arar, bulamadığında ise olay onun için anlamsız hâle gelir. Küçük Prens 'te de dediği gibi; Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar. Deseniz ki, “Kırmızı kiremitli güzel bir ev gördüm. Pencerelerinde saksılar, çatısında kumrular vardı.” Bir türlü gözlerinin önüne getiremezler bu evi. Ama, “Yüz bin liralık bir ev gördüm,” deyin, bakın nasıl “Aman ne güzel ev!” diye haykıracaklardır. Evin güzelliğini görüntüsü değil de fiyatı ile onaylarız. Yüz bin liralık ev duyduğumuz zaman hemen acımasız katil(mantık) devreye girer, fiyatı bilinen diğer evler ile kıyas yapar, büyükten küçüğe sıralamaya koyar, sayı ne kadar büyükse ev o kadar iyidir mantık için. Çocuğa ahşap, minik bir ev gösterirsiniz ve sırf rengini beğendiği için koca bir villadan daha değerli görür o evi. İşte bu mantık, insanoğluna büyümenin en büyük cezasıdır. Kitabı özetleyecek olursak Küçük Prens, kendine ait bir dünyada yaşayan küçük bir çocuğun, dünyasını terk edip diğer gezegenleri keşfetmeye başlamasını ve bu gezegenlerdeki keşiflerini bize kendi bakış açısıyla anlatmasını konu alır. Buradaki asıl olay ise bu keşifin büyümek olmasıdır...
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,8bin okunma
·
280 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.