·216 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Mayıs 2023 00:49 Milli Edebiyat dönemi Türk kadın yazarı Halide Edip Adıvar'ın kitabı "Vurun kahpeye", Halide Edip Adıvar "Vurun Kahpeye" kitabını 207 sayfada tamamlamıştır. 1926 yılında ilk defa kitap haline getirilerek okuyucuya sunulmuştur. Kitap 24. Baskıya kadar ulaşmıştır. Milli edebiyat dönemi romanları arasında kendisini korumuş olup dönemin sıkıntılı yaşanmış olaylarını Öğretmen olan Aliye karakteri üzerinden ağdasız ve akıcı bir dille ele almıştır. Lise edebiyat derslerinde de hala adı geçen bir kitaptır. Kalıcılığını koruyarak hala raflarda yerini almaya devam ediyor.
Aliye adlı öğretmenin milli mücadele döneminin yaşandığı sıkıntılı ve çalkantılı dönemde eğitimin önemini vurgulamak için taşrada bir ilkokulda öğrencilere dersler veren güçlü ve cesur bir kadın profili ile karşımıza çıkıyor. İstanbul’dan taşraya gelen Aliye öğretmen hiç hayal ettiği gibi olaylarla karşılaşmaz o dönemin ve oranın yerli halkı Aliye’nin bir kadın olarak bu kadar cesur ve dik başlı olmasını kaldıramaz. Hatta oranın zenginlerinden olan Uzun Hüseyin Efendi ona âşık olmuş onu ikinci eşi yapmak istemektedir aynı zamanda taşranın maarif müdürü de Aliye’ye vurulmuştur. Bunların aksine Hacı Fettah Efendi onun yüzünün açık olması ve dediğim dedik duruşu onun canını sıkıyor ve onun şeriatının kurallarının dışında olduğunu savunarak onun şeriata göre cezalandırılması gerektiğini düşünerek Uzun Hüseyin Efendi ile Yunan ordusu kumandanına giderek onunla anlaşırlar. Ve kasabaya Yunan ordusu kumandanın gelmesini sağlamıştırlar. Kuvayı milliye ordusunun başındaki Tosun Bey’i yakalamak isteyen Yunan Kumandanı Damyanos kasabaya gelmiş ve şeytanın kızı olarak bahsedilen Aliye’yi görünce saf temiz duygularla hatta Yunan ordusunun ilerlemesini bile istemeyecek kadar sevmiştir ve onu da alıp Yunanistan da hayatına birlikte devam etme hayali kurmuştur. Fakat Aliye Tosun Bey’e aşık ve Tosun Bey’de ona aşık, bir gün Tosun Bey Yunan ordusunun cephanelerine ulaşmalarını engelleyecek köprüyü yıkmak istemektedir fakat Aliye’nin evinde sıkışmıştır çünkü evin önünün Yunan neferleri ile dolu olması ona çıkacak yer bırakmamıştı. Aliye’de düşününce Damyanos kumandanın ona zaafı olduğunu hemen onun yanına koşmuş askerlerini evinin önünden çekmesini buna karşılık onunla evlenmek istediğini söyleyince Damyanos hemen bu istediğini yerine getirmiş aynı zamanda uzun Hüseyin Efendi ve Hacı Fettah Efendiyi zindana atmasını istemiş bu isteğini de yerine getiren kumandanın yanına gidip bu gece onunla kalmak istediğini söylemişti. Aliye bir kanepe de Damyanos karşı kanepe de uyumuşlar ve sabah olunca Türklerin taarruzuna maruz kalmışlardı Yunanlılar kaçış yolu ararlarken Aliye gözden kaybolmuş. Tüm kadınlar ve çocuklar İncir ağacı bahçesine sığınmışlardı. Sonra oradakileri gören Yunan neferleri oraları da dağıttılar. Yunanlılar püskürtülünce Yunanlıların esir aldığı tüm Türkler serbest kalmış olup içlerindeki hacı Fettah Efendi ve uzun Hüseyin Efendi’de serbest kalmışlardı. Hatta Yunanlıların gidişini kutlamak için Yunanlılarla içli dışlı olan kadınları şeriat gereği öldürmek istemişlerdi. Tüm kasaba halkı onları onaylamış ve Başta Aliye ve bir diğer kadın kasabanın camisi önünde linç edildiler. Onlar linç edilirken tüm kasaba halkı “Vurun kahpeye, vurun kahpeye…” diye bağırıyordu. Türk kumandanı Ali Bey gelip Tosun Bey’in nişanlısını sorunca Tüm halk Yunan kumandanına haber taşıdığı ve Yunanlılar ile içli dışlı olduğu için linç ettiklerini söyleyince Ali Bey de bu söylenenlerin doğru olmadığını ve Millî mücadeleye büyük katkısının olduğunu söyledi. Bu linçi gerçekleştiren uzun Hüseyin Efendi ve hacı Fettah Efendi İstiklal Mahkemesi kurularak idam edildiler. Tosun Bey nişanlısını gelip görmek isteyince mezarının incir ağacı bahçesinde onun toprağını kokladı ve onun anısını ve yeminini yaşatacağına ant içti.
......................................................................................................................................
Kitaptan Alıntılar:
“Görüyor musunuz? Erkeklerin içinde yüzü gözü açık namahremler Müslümanların kalbini fesat'a vermek için şarkı söyleyerek dolaşıyorlar bunlar, bunlar mel'undur”
“Dünya, bütün memleketin sefaletine, esaretine, bedbahtlığına rağmen, çok güzeldi.”
“Namus kadının yüzünü açıp açmamasında değildir. Dinde peçe demek değildir. Öyle kapalı kadınlar vardır ki kapı arasından her türlü rezaleti yaparlar.”
“Rabbim, sen, nefes almamızı bile bize kendi ihsanları diye gösteren zalimlerden bizi bir an için kurtar.”
"Kârbanı aşk ıssız bir beyabadan geçer." Eski Türkçe ile yazılmış bu cümle aslında şunu söylüyor: "Aşk kervanı ıssız bir çölden geçer."
“Siz, dün Yunan kumandanının adamları, kasabanın zalimleri olan bu hainlerin sözüyle beni nasıl öldürüyorsunuz, diye haykırdı. Bunlar Yunanlıları kasabaya davet etmedi mi? Bunlar babam Ömer Efendi’yi, korkumuzu istiyor diye sürgün etmedi mi? Bana değil, hacı Fettah Efendi’ye, uzun Hüseyin Efendi’ye vurun!”
“Toprağınız toprağın, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!”
..................................................................................................................................................
Kitap Zihne Etki ettiği kadar göze de etki ediyor. Kitabın kapak tasarımında Yazarın kendi fotoğrafının olması ve sadeliği ile zihni ve gözü yormuyor. Yazarın etkin ve güzel kaleminden çıkan bu kitabı herkes okumalı! @Glsmts @okuryazarmem